Yetmez ama evet"in düşünsel arkaplanı olarak post-Kemâlizm
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2023
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ERHAN SANDIKÇI
Danışman: Kadir Dede
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışma 2010 Anayasa Değişikliği Referandumu'nda bazı sol ve liberal fikrî-siyasî çevrelerin "Yetmez Ama Evet" (YAE) terkibiyle ifade ettiği politik tutumun düşünsel kökenlerini ve bu bağlamda post-Kemâlist paradigma ile olan ilişkisini ele almayı amaçlamaktadır. Seküler ideolojilere mensup YAE'ciler referandumdan önceki yıllarda iktidardaki İslâmcı kökenli Adalet ve Kalkınma Partisi'nin çeşitli politikalarına eklemlenmiş, referandumda da bu tavırlarını sürdürmüşlerdir. Bu eklemlenme süreçleri ve referandumdaki oy tercihi gerekçelendirilirken demokrasi ve Kemâlizm kavramlarına sıkça vurgu yapılmıştır. Bu kapsamda Türkiye'nin demokrasi problemi ile Cumhuriyet'in kuruluş döneminde uygulanan politikalar arasında çok sıkı bir bağlantı olduğuna dair iddialar dile getirilmiştir. Bu iddialar İlker Aytürk'ün 2015 yılında "post-Kemâlist paradigma" adını koyduğu ve 1980'lerden sonra Türkiye'nin entellektüel hayatına hakim olduğunu belirttiği yaklaşımlarla örtüşmektedir. Dolayısıyla YAE'yi anlamak için 1980'lerdeki değişim dinamiklerini analize dahil etmek gerekmektedir. Kapitalizmin 1970'lerde yaşadığı krizden çıkış yolu olarak hayata geçirdiği neo-liberal sermaye birikim rejimi ulus-devletlere karşı piyasanın veya "sivil toplumun" özgürlük mücadelesi şeklinde yeni bir demokratikleşme ve özgürleşme anlayışının önünü açmıştır. Aynı dönemde Sovyetler Birliği'nin yıkılışı neticesinde sol hareketler geleneksel Marksist teoriden uzaklaşıp neo-liberal demokrasi yaklaşımının hegemonyası altına girmeye başlamıştır. Devlet-sivil toplum dikotomisini öne çıkaran bu ideolojik yenilenme, yine aynı dönemde gerçekleşen 1980 ihtilâlinin Atatürkçülüğü meşrulaştırma aracı olarak kullanmasının da etkisiyle, Türkiye'de yoğun bir Kemâlizm eleştirisine yol açmıştır. Türkiye'nin demokratikleşememesini Kemâlizmle ilişkilendirmenin doğal sonucu olarak bazı sol ve liberal çevreler "ortak düşman" Kemâlizme karşı farklı siyasî hareketlerle bir araya gelmiştir. "Eski" İslâmcı yeni "muhafazakâr demokrat" hareketin iktidara gelmesi bu bağlamda bir fırsat olarak değerlendirilmiş ve 2010'a kadar iktidarın "demokratikleşme" olarak sunduğu fakat muhalif kesimlerce otoriterleşme olduğu iddia edilen politik hamleler söz konusu çevreler tarafından destek görmüştür. YAE ise bu politik hamlelerin yeni ve kapsamlı bir örneği olan yüksek yargı ile ilgili bir anayasa değişikliğine verilen destektir. Çalışmada bu desteğin meşrulaştırılma biçimleri ve post-Kemâlist paradigmanın buradaki rolü ele alınacaktır.