Siyaset teorisinde Hegelyen tanınma kavramı


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: SEMİH ALTINTAŞ

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): RUHTAN YALÇINER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Hegelyen tanınma en temelde bir kişinin diğer kişiler ve varlıklar üzerindeki hakkının tanınması demektir. Bu anlamda ancak karşılıklı olduğunda gerçekleşebilen bu tanınma süreci zorunluluk içermektedir. Hegel'e göre ulus-devletten öncesi tanınma ancak kişinin kendisini bir başka insana tanıtması sayesinde gerçekleşmektedir. Fakat söz konusu tanınmanın ancak bir savaş sonrasında, bir boyun eğme ilişkisi içinde ve bireysel olarak gerçekleşeceği açıktır. Hegel' göre bu durum ulus-devlet kurulduğunda aşılacak herkes diğerleri tarafından tanınmış "eşit vatandaş" olacaktır. Bu bakımdan Hegelyen tanınmanın negatif eşitlik temelinde bir vatandaşlık tarif ettiği söylenebilir. Günümüzde siyasal toplulukların içinde yaşadığı siyasal toplumsal organizasyon biçimi ulus-devlettir. Bu bakımdan Hegelyen tanınmanın gerçekleşmiş olduğu söylenebilir. Fakat topluluklar içinde doğan yeni tanınma taleplerine bakıldığında denilebilir ki; tanınma hala bir sorun alanıdır. Tanınma talepleri; ulus-devletin vatandaşı olmakla sona ermemiştir. Buradan hareketle tanınma metin özelinde günümüz siyasal, sosyo-ekonomik ve toplumsal örgütlenme biçimi olan ulus-devlet ve bunun demografik ölçütü olan –kendi ulus-devletini kurabilmiş- "ulus"tan farklı ölçeklerdeki kolektif ve bireysel varoluş biçimlerinin hak taleplerini içermektedir. George Wilhelm Friedrich Hegel'in "Tinin Fenomenolojisi" adlı çalışmasında siyasal ve teorik tartışmaların merkezi unsurlarından biri olarak betimlediği ve günümüz toplumsal talep oluşum süreçlerinin başat aktörlerinden biri haline geldiğini tespit edebildiğimiz tanınma; her yeni hak talebiyle bu merkezi konumunu her geçen gün sağlamlaştırmaktadır. Bu çalışmanın amacı bireysel ve kolektif varoluş biçimlerinin hak taleplerinin somutlaştığı alan olan tanınmanın önemini bir kez daha vurgulamak ve ulus-devlet içinde filizlenen hak talepleriyle söz konusu ulusun nasıl olup da bir arada yaşamaya devam edebileceğine dair normatif cevapların söz konusu problem çözme kapasitelerini sorgulamaktır. Bu amacı gerçekleştirmek öncelikle Hegel'in yöntemi ve tanıma süreci anlatılmıştır. Daha sonra normatif olarak tanınmadan söz edilmiş; tüm bunların ardından ise Hegel'in tahayyül ettiği tanınma faaliyetinin güncel durumdan bir parça farklı olduğu tespiti yapılmış ve tanınma konusunda yaşanan sorunlara verilen normatif cevapların sorunlara cevap verme kapasitesi sorgulanmıştır. Anahtar Sözcükler: Hegel, Tanınma, Kimlik, Öteki, Farklılık, Müzakereci Demokrasi, Çokkültürcülük, Radikal Demokrasi.