Prostat kanserli hastalarda telomeraz aktivitesinin araştırılması


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyoloji A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2012

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: LEVENT ZORBEK

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HATİCE MERGEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Ökaryotik doğrusal kromozomların uçlarında yer alan ve tekrarlayan DNA dizileri ile özel proteinlerden oluşan telomerler, kromozom uçlarını yıkıma karşı korurlar. Telomer boyu değişimi, telomer proteinleri ve telomeraz enzim kompleksi tarafından kontrol edilir. Telomeraz enzimi hücre bölünmesinden sonra kromozom sonlarına, tekrar eden telomerik dizileri ekleyen enzimdir. Enzim, embriyonik hücreler ve eşey hücrelerinde aktifken, yenilenen dokuların çoğalan hücreleri hariç (aktive edilmiş lenfositler, epidermisin bazal hücreleri vs.) normal somatik hücrelerde saptanamamıştır. Kanser hücreleri telomerlerini stabil tutabilmek için telomeraz enzimini tekrar aktive etmeli ya da alternatif bir mekanizma kullanmalıdır. Tüm kanser hücrelerinin %85'inde telomeraz enziminin aktif olduğu rapor edilmiştir. Prostat kanseri erkeklerde en sık görülen kanser tiplerinden biridir. Genellikle 50 yaş üzeri erkeklerde görülür.Prostat kanserinin tanısında halihazırda kullanılmakta olan en yaygın yöntemler parmakla rektal muayene, kandaki prostat spesifik antijen (PSA) testi ve patolojik incelemedir.Bu çalışmada prostat kanserli, bening prostat hiperplazili (BPH) ve prostatitli 76 hastadan alınan biyopsi örneklerinde telomeraz aktivitesi stretch-PCR-picogreen yöntemi kullanılarak araştırılmıştır. Ayrıca prostat kanserli hastalardan elde edilen enzim aktiviteleri ile kandaki PSA değerleri ve Gleason Skorları arasında korelasyon olup olmadığı belirlenmiştir. 31 prostat kanserli hastanın 28'inde (%90.3) ve 35 BPH'lı hastanın 8'inde (%22.8) telomeraz aktivitesi nicel olarak belirlenmiş olup 10 prostatitli hastada telomeraz aktivitesi saptanmamıştır. Telomeraz enzim aktiviteleri ile kandaki PSA değerleri ve Gleason Skorları arasında istatistiksel açıdan önemli bir korelasyon saptanmamıştır.Sonuç olarak Stretch-PCR-Picogren yönteminin prostat kanseri tanısında mevcut yöntemlere ek olarak kullanılabilecek alternatif bir yöntem olabileceği ancak kanser evrelerini saptamada yetersiz kalacağı değerlendirilmiştir.