HIV enfeksiyonlarında görülen oral lezyonların tedavisi için girişimsel olmayan ilaç taşıyıcı sistemlerin geliştirilmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Farmasötik Teknoloji A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: Z. GÜLŞEN ÖNER

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): SEVDA ŞENEL

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Oral mukozal lezyonlar (OML) HIV enfeksiyonunun ilk ve en önemli göstergelerindendir. HIV enfeksiyonunda sık görülen oral lezyonlar kandidiyazis, tüylü lökoplaki, kaposi sarkomu, linear gingival eritem, nekrotizan ülseratif gingivit, nekrotizan ülseratif periodontit ve non-Hodgkin lenfomadır. Oral lezyonların varlığı hastaların yaşam kalitesini önemli ölçüde etkilemektedir. Genellikle oral lezyonların tedavisinde kullanılan topikal ilaçlarla uygulama bölgesinde istenen etkinlikte tedavi sağlanamamaktadır. Bunun başlıca nedeni dozaj şeklinin dolayısıyla ilacın uygulama sırasında tükrük salgısı, dil ve ağız hareketi, yutma nedeniyle ortamdan uzaklaştırılmasıdır. Bu sorunları ortadan kaldırarak ilacın etkinliğini arttırabilmek için biyoadezif formülasyonlar kullanılmaktadır. Non-toksik, non-alerjenik olmasının yanı sıra, biyouyumlu, biyoparçalanabilir ve biyoadezif olması nedeniyle kitosanın oral mukozal ilaç uygulamasında yaygın kullanımı bulunmaktadır. Ayrıca antimikrobiyal, hemostatik, yara iyileştirici, doku rejenerasyonu sağlayıcı gibi çok sayıda biyolojik aktivite de göstermektedir. Bu çalışmada, HIV enfeksiyonlarında görülen oral lezyonların tedavisinde kullanılan güçlü antiinflamatuar etkili bir glukokortikoid olan triamsinolon asetonitin (TAC) uygulanması amacıyla, farklı tip ve özelliklere (elde edildiği kaynak, molekül ağırlığı ve çözünürlük) sahip kitosanlar kullanılarak jel formülasyonları hazırlanmıştır. TAC % 0.1 a/h konsantrasyonda formülasyonlara ilave edilmiştir. Geliştirilen jel formülasyonların viskoziteleri, in vitro salım özellikleri ve mukoadezyon özellikleri incelenmiştir. Ayrıca bu formülasyonların tek başlarına periodontal/mukozal lezyonlara sebep olabilen bakterilerden olan Porphyromonas gingivalis (P. gingivalis), Aggregatibacter actinomycetemcomitans (A. actinomycetemcomitans); bir maya benzeri mantar türü olan ve mukozalarda fungal lezyonlara sebep olabilen Candida albicans (C. albicans) üzerine antimikrobiyal etkinlikleri incelenmiştir. Kitosanın molekül ağırlığının artmasıyla viskozitenin de arttığı gözlenmiştir. TAC ilavesi formülasyonların viskozitesini etkilemiştir. Bütün formülasyonlar benzer uzatılmış salım göstermiştir. Suda çözünen protasan klorür formülasyonuyla sırasıyla 2 ve 4 saat sonunda % 4.9 ve % 14.8, baz kitosan formülasyonuyla (S 01) ise % 5.5 ve % 16.6 salım elde edilmiştir. Formülasyonların mukoadezif özellikleri incelendiğinde farklı özellikteki kitosanların (molekül ağırlığı, çözünürlük, elde edildiği kaynak) farklı mukoadezyon gösterdiği bulunmuştur. Hazırlanan kitosan jellerin seçilen tüm mikroorganizmalar üzerine antimikrobiyal etkisinin olduğu gösterilmiştir. Sonuç olarak, hem mukoadezif özelliği nedeniyle uygulanan ilacın ortamdan uzaklaşmasını engelleyecek hem de kendisinin antimikrobiyal etkisi sayesinde HIV enfeksiyonlarında görülen OML'nin tedavisi için uygun bir formülasyon geliştirilmiştir.