Nietzsche ve Foucault'nun düşüncelerinden hareketle iktidar-özgürlük bağlantısı üzerinde bir çalışma
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2011
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BUSE KEMALOĞLU
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): ÇETİN TÜRKYILMAZ
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmanın amacı, Nietzsche ve Foucault'nun felsefelerinden hareketle, çağımızı belirleyen merkezsiz iktidar anlayışını ve özgürlüğün olanağını araştırmaktır. Özgürlüğün, iktidarın ya da güç istencinin bir koşulu olup olmadığı ve özgür olmak adına iktidar dışında bir alanının bulunup bulunmadığı çalışmanın temel sorunlarını oluşturmaktadır.Çalışmanın ilk bölümünde Nietzsche'nin insan görüşü temelinde, güç istenci ve özgürlük kavramları tartışılmaktadır. "Güç istenci" ile "iktidar" arasında bir ilgi kurulmakta ve iktidar kavramı, güç istencinin farklı görünümleriyle açıklanmaktadır. Nietzsche'ye göre, farklı tipteki insanlara bağlı olarak, gücü istemenin de zayıf ve kuvvetli olduğu durumlar vardır. Bu bölümde, kuvvetli bir güç istenci ile özgürlük arasındaki olumlu ilgi serimlenip, özgürlüğün, ancak Üstinsanın gerçekleştirebildiği bir olanak olduğu gösterilmektedir.İkinci bölümde, Foucault'nun, çağımızı belirlediğini söylediği merkezsiz iktidar anlayışı ve bu iktidarın görünümleri ortaya konmaktadır. Foucault'ya göre, çağımızda iktidar, bastıran ve yok eden değil, alanındaki özneleri ve özneler arasındaki ilişkileri açığa çıkaran, üreten bir iktidardır. O, özgürlüğü ilk olarak, üretici olan bu iktidarın bir özelliği olarak düşünür, ancak daha sonra bir kişi özelliği olarak ele almaktadır. İktidarın varlık koşulu olarak özgürlüğün, kişileri özgür kılmakta yetersiz kaldığı ve iktidarın dışında bir özgürlüğün, kişi kendi varlığını işlediğinde (kendilik kaygısı) ortaya çıktığı ileri sürülmektedir.Üçüncü bölümde, Deleuze ile Butler'ın iktidar ve özgürlük kavramları arasında kurdukları bağ tartışılmaktadır. Her iki düşünür de, merkezsiz bir iktidar kavramını ve iktidarın her yerdeliğini savunmaları bakımından hem Nietzsche'den hem de Foucault'dan etkilenmişlerdir. Deleuze, Foucault'nun disiplinci iktidarına karşılık, "denetim mekanizması" ile yeni bir iktidar kavramını betimlemeye çalışmaktadır. Bu iktidar, insanları kendi sistemine dahil edebilmek için yeniden kodlamaktadır. Deleuze, iktidar dışında bir özgürlüğün, azınlıklar tarafından, siyasal ve toplumsal boyutta gerçekleştirilecek bir göçebe hareket ile olanaklı olduğunu ileri sürmektedir. Butler'ın felsefesinde ise, iktidar, bir yanıyla baskıcı, diğer yanıyla üreticidir. Başka bir ifadeyle, iktidar, üretmiş olduğu özne üzerinde baskı kurmaktadır. Butler, bu iktidarın varlığını toplumsal cinsiyet normlarına bağlar. Ona göre, toplumsal cinsiyet, Foucaultcu düşüncedeki gibi, iktidarın bir görünümü değil, iktidarın kendisidir. Bu nedenle, o, performatif kuram aracılığıyla, toplumsal cinsiyetin bir ilinek olduğunu gösterip, iktidarı yıkmaya çalışmaktadır. Fakat ortaya koyduğu açık bir özgürlük görüşü yoktur.Bu çalışmanın sonunda ise, açık bir insan görüşüne ve/veya bir kişi etiğine yer vermeyen felsefelerin, iktidarın dışında bir özgürlük anlayışı sunmada da yetersiz kaldıkları ileri sürülmektedir. Bu bağlamda, Nietzsche ve Foucault'nun felsefeleri ile Deleuze ve Butler'ınki karşılaştırılarak, özgürlüğün ancak etik anlamda olanaklı olduğu söylenmektedir. Böylece, Nietzsche ve Foucault'nun felsefelerinin özgürlük meselesinde yol gösterici oldukları sonucuna varılmaktadır.Anahtar Sözcüklerİktidar, özgürlük, güç istenci, Nietzsche, Foucault, Butler, Deleuze, üstinsan, kendilik kaygısı, performatif kuram, göçebe düşünce.