Rewriting the myth of the Holy Grail: The quest of the holy grail and Kate Mosse's Labyrinth
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İngiliz Dili ve Edebiyatı A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2010
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: FATIMA BETÜL ÇETİN
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HANDE SEBER
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kâse efsanesi yüzyıllardan beri batı dünyasında önemli bir yere sahip olmuştur. Kâse'nin bulunamamış bir nesne oluşu onu gizemli bir hale getirmiştir. On birinci yüzyılın sonlarına kadar Kâse sadece Kelt ve Gal mitolojilerinde yer alan Dagda ve Bran'in sahip olduğu kâselerle ilişkilendirilmiştir. Bununla birlikte Kâse hakkında bilinen ilk yazılı eser Chrétien de Troyes'un Perceval'ıdır. Tamamlanmamış bir eser olan Perceval'da Kâse sıradan bir kap olarak betimlenmiştir.Pagan kültüründe yer alan Kâse efsanesi Orta Çağ'a gelindiğinde Hıristiyanlığın etkisi ile anlam değiştirmiştir. Gerek Kâse gerekse Kâse'yi bulma arayışı Hıristiyanlık öğretileri çerçevesinde yorumlanmıştır. Bu dönemde kökeni mitolojiye dayanan Kâse Kutsal Kâse'ye dönüşmüştür. Orta Çağ'da Kutsal Kâse efsanesini konu alan en önemli eserlerden biri de yazarı bilinmeyen Kutsal Kâse'yi Arayış' tır (The Quest of the Holy Grail). Bu eserde Kutsal Kâse dini bir sembol olarak ortaya çıkmaktadır ve Tanrı'nın bahşettiği bolluğu ve bereketi ifade etmektedir. Kâse hiç bitmeyen bir yiyecek kaynağı olarak tanımlanarak Tanrı'nın bir lütfu olarak ele alınmaktadır. Ayrıca, Kâse Hazreti İsa tarafından son akşam yemeğinde kullanılan bir kap olarak da ön plana çıkmaktadır. Bunun yanı sıra, Kâse ile beraber anılan mızrağa ve Kâse'yi arayan yuvarlak masa şövalyelerine de dini anlamlar yüklenmiştir. Erkek şövalyelerin ön planda olduğu bu arayışta Kral Arthur'un şövalyeleri de Hazreti İsa'nın hizmetkârları olarak ifade edilmiştir.Çağdaş İngiliz Edebiyatı'nda da Kutsal Kâse pek çok eserin konusunu oluşturmaktadır. Gerek romanlar ve araştırma kitapları gibi yazılı, gerekse belgesel ve sinema filmleri gibi görsel yapıtlar ile günümüz dünyasında Kutsal Kâse hâlâ işlenen bir efsane konumundadır. Bunun nedeni, özellikle Kutsal Kâse efsanesinin yarım kalmış bir hikâye oluşudur. Chrétien de Troyes eserini tamamlayamadan bıraktığı için yirminci yüzyılda da onun hikâyesi bir anlamda tamamlanmaya çalışılmaktadır. Kutsal Kâse efsanesini konu alan eserlerde bilinmeyen bir gizemin korunması, iyi ile kötünün savaşı, entrika ve macera efsaneye olan ilgiyi arttırmıştır. Buna ek olarak, kilisenin Orta Çağ'daki kadar etkili olmadığı bir toplumda Kutsal Kâse efsanesi dini öğelerden arınarak günümüz eserlerinde yeni bir anlam kazanmıştır. Bu eserlerin en son örneklerinden biri de Kate Mosse'un Labirent (Labyrinth) adlı romanıdır. Kutsal Kâse efsanesinin bu romanda yeniden ele alınarak yazılması sonucunda Kutsal Kâse, Orta Çağ'daki temsillerinden farklı bir şekilde, hayat iksiri sunan bir kap olarak belirmektedir. Eserde Kutsal Kâse'nin sahip olduğu Hıristiyan ve pagan öğeler yeniden yorumlanarak Kâse her dine ait olabilecek evrensel bir sembol haline dönüşmüştür. Kutsal Kâse efsanesinin bu yeni yorumunda, daha önce erkeklerin sahip olduğu Kâse'yi koruma görevi de kadınlara verilmiştir.Sonuç olarak, Kutsal Kâse efsanesi Orta Çağ'a ait Kutsal Kâse'yi Arayış' ta (The Quest of the Holy Grail) ve çağdaş bir roman olan Labirent' te (Labyrinth) farklı şekillerde ele alınsa da, ulaşılamayan bir nesne, bir arayış ve bir macera olarak gizemini hâlâ korumakta ve yazarlara esin kaynağı olmaktadır.