The treatment of official history in the context of magical realism: Salman Rushdie's The Moor's Last Sigh and The Enchantress of Florence
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İngiliz Dili ve Edebiyatı A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2012
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: KÜBRA KANGÜLEÇ
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): AYTÜL ÖZÜM
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tez büyülü gerçekçilik çerçevesinde resmi tarihin ele alınışını, Salman Rushdie'nin Mağribinin Son İç Çekişi (1995) ve Floransa Büyücüsü (2008) eserlerine referansla değerlendirmeyi amaçlamaktadır. Genelde büyülü gerçekçilik tarzında kaleme alınan Rushdie'nin romanları, büyülü gerçekçilik tarzının hiyerarşi ve ikiliklere karşı çıkması nedeniyle hem sömürge sonrası dönem hem de postmodern bakış açılarıyla incelenebilir. Büyülü gerçekçilik - gerçek ve gerçek ötesi sınırını geçerek- farklı gerçeklikleri ve bakış açılarını açığa çıkardığı için Rushdie büyülü gerçekçiliği resmi tarihin otoritesini yok ederek; mitler, batıl inançlar, efsaneler ve metafizik karakterlerle iç içe geçmiş kişisel tarihleri anlatma amacıyla kulanmaktadır. Tarih, büyülü hikayelerle tekrar anlatılırken, Rushdie hem tarih yazımının kurgusal doğasına dikkat çeker hem de tarihin bir büyük anlatı olarak güvenirliliğini sorgular.Beş bölümden oluşan bu tez, Rushdie'nin özellikle postmodern amaç doğrultusunda büyülü gerçekçiliği nasıl kullandığını analiz etmeyi amaçlamaktadır. Giriş bölümü, büyülü gerçekçiliğin gelişimiyle onun sömürge sonrası edebiyat ve postmodern edebiyattaki kullanımına değinmektedir. Birinci Bölüm, Rushdie'nin yazarlık kariyerini ve tarih yazımı hakkındaki görüşlerini mercek altına alır. İkinci Bölüm; özellikle Rushdie'nin tarihle oynayışına, insanın grotesk doğasına dikkat çekmek için fantastik ögeleri kullanışına ve tarihle ilgili kurgusal metinlerine odaklanarak, Mağribinin Son İç Çekişi'ni incelemektedir. Üçüncü Bölüm; Rushdie'nin tarihi karakterlerine ve bu karakterlerin tarih yazım sürecindeki rollerine, tarihsel anlatılara karışan fantastik ögelere ve Rönesans döneminde büyünün yerine referans vererek, Floransa Büyücüsü eserinde büyülü gerçekçiliğin kullanımını analiz etmektedir. Sonuç bölümünde ise, iki romanın karşılaştırılması yapılmakta ve bu iki romanda Rushdie'nin büyülü gerçekçiliği kullanma amacındaki farklılıklara dikkat çekilmektedir.