Poseidon grup 1 ve 2 hastalarda gnrh-antagonist, GNRH-agonist ve"progestin primed" ovaryan stimulasyon (PPOS) protokollerinin canlı doğum oranı üzerine etkilerinin retrospektif olarak karşılaştırılması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2022

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: RÜYA TEZ

Danışman: Sezcan Mümüşoğlu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu tez çalışmasında POSEIDON grup-1 ve 2 hastalarda GnRH-antagonist, GnRH-agonist ve PPOS protokollerinin canlı doğum oranı üzerine etkisinin olup olmadığının belirlenmesi amaçlandı. Ocak 2014 – Temmuz 2021 tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesinde ilk tüp bebek siklusuna başlayan POSEIDON grup-1 (<35 yaş, anti-mullerian hormon (AMH) düzeyi 1,2 ng/ml veya antral folikül sayısı (AFS) 5 olan ancak ovaryan stimülasyon (OS) sonrası 10'dan az oosit toplanan hastalar, n =643), grup-2 (35 yaş, AMH düzeyi1,2 ng/ml veya AFS 5 olan ancak OS sonrası 10'dan az oosit toplanan hastalar, n =344) ve normal yanıt kriterlerini (OS sonrası 10 – 15 arası oosit toplanan hastalar, n =340) karşılayan 1327 ardışık çift analize dahil edildi. Birincil sonuç ölçütü ilk transfer sonrası canlı doğum oranı, ikincil sonuç ölçütü folikül oosit indeksi (FOI) olarak belirlendi. Gonadotropin başlangıç ​​dozu kadın yaşı, VKİ ve over rezerv testleri göz önüne alınarak klinisyeni tarafından belirlendi. Hipofiz baskılanması için GnRH-antagonist, GnRH-agonist veya PPOS kullanıldı. GnRH-antagonist ve GnRH-agonist sikluslarda taze veya dondurulmuş-ısıtılmış embriyo transferi (ET) yapılırken, PPOS sikluslarda sadece dondurulmuş-ısıtılmış ET uygulandı. Klinik olarak POSEIDON grup-2 hastalarda kadın yaşı anlamlı olarak daha ileri (30 vs 37,5 vs 30; p<0,001), AFS (14 vs 10 vs 18; p<0,001) ve AMH düzeyi (2,6 vs 1,9 vs 3,8 ng/ml; p<0,001) ise daha düşük bulundu. POSEIDON grup-1&2 hastalarda kullanılan toplam gonadotropin dozu normal yanıtlı hastalara kıyasla anlamlı olarak daha yüksek bulundu (2250 vs 2700 vs 1988 IU; p<0,001). Siklus iptal oranları POSEIDON grup hastalarda normal yanıtlı hastalara kıyasla anlamlı olarak daha yüksek (%13,8 vs %20,9 vs %7,1; p<0,001), transfer başı canlı doğum oranları ise anlamlı olarak daha düşük (%31,8 vs %22,3 vs %36,2; p=0,001) bulundu. Bir hastanın POSEIDON grup-1 ve 2 gibi OS' ye öngörülemeyen zayıf yanıt veren hasta grubuna girmesinde etkili bağımsız 6 belirteçleri belirlemek için lojistik regresyon analizi yapıldığında; kadın yaşı (Olasılık Oranı (OO)=1,05, %95 Güven Aralığı (GA) 1,02 – 1,08; p=0,001), AFS (OO=1,03, %95 GA 1,02 – 1,05; p<0,001) ve VKİ arttıkça (OO=1,06, %95 GA 1,03– 1,10; p<0,001) OS' ye öngörülemeyen zayıf yanıt olasılığının bağımsız olarak artabileceği bulundu. Hipofizer supresyon protokolünün (OO= 1, %95 GA 0,5– 1,88; p=0,57) ve gonadotropin tipinin (OO= 0,65, %95 GA 0,4– 1,04; p=0,07) ise öngörülemeyen zayıf yanıt üzerine bağımsız bir etkisinin olmadığı görüldü. Ancak OS'nin verimliliğini gösteren FOI, GnRH-agonist sikluslarda, GnRH-antagonist ve PPOS sikluslara göre daha yüksek bulundu (POSEIDON grup-1 hastalar için sırayla %44,4 vs 36 vs 28,1; grup-2 hastalar için sırayla %50 vs 45,4 vs 30). Her bir hasta alt grubunda canlı doğum oranı üzerine etkili bağımsız faktörleri belirlemek için regresyon analizi yapıldı; POSEIDON grup-1 hastalarda sadece embriyo transfer günü (OO= 1,626, %95 GA 1,041– 2,534; p=0,03), POSEIDON grup-2 hastalarda ise kadın yaşı (OO=0,83 %95 GA 0,71– 0,97, p=0,02), VKİ (OO=0,8 %95 GA 0,66– 0,97; p=0,02), AFS (OO=1,05 %95 GA 1,01– 1,11; p=0,046), işlem yılı (OO= 0,8 %95 GA 0,66– 0,97; p=0,02) ve transfer edilen embriyo sayısı (OO= 2,47 %95 GA 1,09 – 5,57; p=0,03) canlı doğum oranı üzerine bağımsız belirteçler olarak bulundu. Kullanılan hipofiz supresyon protokolü OS' ye öngörülemeyen zayıf yanıtlı hastalarda, canlı doğum oranını etkileyen bağımsız bir belirteç değildi. Genel olarak POSEIDON grup-1 ve grup-2 hastalarda GnRH-antagonist, GnRH-agonist ve PPOS protokolleri benzer canlı doğum oranlarına sahiptir ve herhangi biri tedavide tercih edilebilir. Ancak POSEIDON grup-1 hastalar gibi daha genç yaştaki hasta gruplarında GnRH-agonist protokol ile elde edilen daha yüksek FOI oranı göz önüne alındığında GnRH-agonist protokolün bu hasta gruplarında kümülatif canlı doğum oranı üzerine olumlu etkisi beklenebilir. Bu nedenle daha yüksek doz gonadotropin kullanımını gerektirmesine rağmen GnRH-agonist protokol POSEIDON grup-1 hastalarda öncellikle tercih edilebilir. Konu ile ilgili kanıt düzeyi daha yüksek önerilerde bulunabilmek için randomize kontrollü çalışmalara ihtiyaç vardır. Anahtar Kelimeler: Zayıf ovaryan yanıt, pitüiter supresyon, canlı doğum oranı, POSEIDON sınıflaması