2007 Anayasa değişiklikleri sonrası Türkiye'de Cumhurbaşkanının anayasal konumu
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Kamu Hukuku A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2016
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ABDÜLSAMET GÜLLER
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HASAN TAHSİN FENDOĞLU
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Ülkemizde Devlet başkanının konumuna ilişkin ilk tartışmaların, Osmanlı Devleti'nin son dönemine denk düştüğü görülmektedir. 1808 yılında imzalanan Sened-i İttifak ile başlayan bu tartışmaların, günümüze kadar siyasi hayatımızdan hiç eksilmediğini söyleyebiliriz. Bu tartışmaların takip ettiği genel seyir ise, başlangıçta Devlet başkanının konumunun zayıflatılması ve giderek daha fazla sembolik bir görünüme kavuşturulması şeklinde olmuştur. Gerek Osmanlı'nın son Anayasal düzeni olan 1909 rejimini, gerekse Milli Mücadele döneminin yol açtığı zorunlu kesintiden sonra karar bulan 1961 Anayasası rejimini, saf bir parlamenter sistem öngörmeleri bakımından böylesine bir eğilimin sonucu olarak gösterebilmek mümkündür. Onlarca yıldır hüküm sürmüş olan bu anlayış, son noktasına vardığında, bir şekilde yön değiştirmeye başlamıştır. Gerçekten 1982 Anayasasıyla ortaya çıkan düzen, bu defa, Cumhurbaşkanının konumuna, belirgin bir güç takviyesi yapma isteğinin açığa vurulmasından başkası değildir. Dönüm noktasını 1982 Anayasasının teşkil ettiği bu yeni anlayışın, hâlâ varlığını sürdürdüğü ortadadır. Bunun cisimleşen en son örneği ise, 2007 Referandumu ile Anayasamıza yerleştirilen, Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesi usulü olmuştur. Cumhurbaşkanının anayasal konumuna doğrudan etki edecek bu değişiklikten sonra, ülkemizde hükûmet sisteminin niteliğine ilişkin belirsizlikler artmıştır. Doktrinde pek çok yazarın, yürürlükteki rejimi analiz ettiği ve farklı nitelemelerde bulunduğu görülmektedir. Bu belirsizlik ortamında, söz konusu nitelemelerin gözden geçirilmesi ve hükûmet sistemlerine ilişkin muhtelif ayrımların incelenerek, ülkemizdeki rejime en uygun düşeninin tespit edilmesi önem kazanmaktadır. Çalışmamızda, mevcut hükûmet sistemimiz, her bir ayrım bakımından değerlendirilmiş ve 2007 Anayasa değişiklikleri ile Türkiye'de beliren rejimin, yarı başkanlık sistemi olduğu sonucuna ulaşılmıştır.