Okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan personelin cinsel istismar bildirim durumları
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Eğitim Bilimleri Enstitüsü, Temel Eğitim A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ESRA AKGÜL
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): BERRİN AKMAN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Dil, din, ırk, milliyet, cinsiyet gözetmeksizin her çocuğun şiddetten uzakta ve sağlıklı bir yaşama sahip olma hakkı vardır. Ne yazık ki dünyanın birçok yerinde çocuklar istismar ve şiddetin her türüne tanık olmakta ya da maruz kalmaktadırlar. İstismar yaşantıları olan bu çocukların sayıları her yıl milyonları bulmakla birlikte çocukların istismar ve ihmali küresel düzeyde karşılaşılan bir problem niteliği taşımaktadır. Bu evrensel sorunun günümüzde de; yarattığı fiziksel ve ruhsal yıkımlar çocuklar üzerinde yaşam boyu etkisinden kurtulmaya çalışılan derin bir sorun olarak varlığını sürdürmektedir. Çocukluk çağında karşılaşılan bu yıkımlar, zaman içerisinde genişleyerek toplumun diğer yapıları üzerinde de olumsuz etkiler yaratmaktadır (Dünya Sağlık Örgütü, 2006). Çocuklara yönelik istismarın toplum içinde yaygın olması ve dünya genelinde bakıldığında istismarın özellikle çocuğun en yakın çevresi olan aile yapısı içinde meydana gelmesi; eğitim kurumlarının ve özellikle öğretmenlerin çok daha fazla sorumluluk almalarını gerektirmektedir. Bu noktada öğretmenlerin görevleri yalnızca çocuğun akademik başarısına katkıda bulunmak değil; aynı zamanda çocuğun fiziksel, duygusal ve ruhsal gelişimindeki farklılaşma, aksama ya da değişime ilişkin ipuçlarını da doğru gözlemleyebilmektir. Eğitim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin; ihmal ve istismarın kapsamı, saptanması, bildirim süreçleri ve önlenmesiyle ilgili bilgi düzeylerinde meydana gelecek artış; gerek ihmal ve istismarı ortaya çıkarmada gerekse istismar vakası gerçekleştikten sonra erken müdahale ile zararı en aza indirip çocuğu koruma noktasında kayda değer katkılar sağlayacaktır. Bu noktada öğretmenlerin konuyla ilgili bilgi düzeyleri hayati önem taşımaktadır (Pala, 2011, s.15). Bu çalışma çocuk cinsel istismarının fark edilmesinde önemli rolü olan okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan personelin; çocuk cinsel istismarını bildirimde bulunma bilgileri, istismarı bildirmeme kararlarını etkileyen etkenler ve cinsel istismar bildirimine yönelik tutumlarını belirlemenin yanı sıra bu amaçla geliştirilen bir ölçme aracını ulusal alanyazına kazandırmak amacıyla ile yapılmıştır. Kullanılan ölçek Benjamin P. Mathews, Kerryann Walsh, Desmond A. Butler, Ann Farrell, Mehdi Rassafiani ve Sam Kilby tarafından geliştirilen "Eğitim Kurumları Personeline Yönelik Cinsel İstismar Bildirim Ölçeği'dir. Araştırma, her il için Milli Eğitim Bakanlığı izni alındıktan sonra Ankara, Bursa, İzmir, Antalya, Gaziantep, Samsun ve Van illerindeki MEB'e bağlı anaokullarında; okul yönetimi tarafından izin verilen okullarda çalışan ve ölçeği doldurmayı kabul eden 2100 öğretmen ile gerçekleştirilmiştir. Boş dönen ölçekler çıkarıldıktan sonra uyarlama çalışması için 552 ve çalışma için 698 olmak üzere toplamda 1250 öğretmenle çalışılmıştır. Ölçekler Eylül, Ekim, Kasım 2014 tarihleri arasında toplanmıştır. Araştırmanın birinci kısmında; ölçeğin geçerlik güvenirlik çalışması; ikinci kısımda ise öğretmen eğitim ve iş bilgileri, bildirimde bulunma bilgileri, bildirimde bulunmaya ilişkin tutum ve öğretmenlik görev bilgisi değerlendirilmiştir. Araştırma sonuçlarında okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan personellerin çocuk cinsel istismarı bildirimine ilişkin tutumları olumlu yönde iken; çalışmaya katılanların tamamına yakınının daha önce hiç çocuk cinsel istismarı bildiriminde bulunmadığı ve katılımcıların bir kısmının meslek yaşamları süresince şüphe duydukları durumlarda da bildirimde bulunmadığı ortaya çıkmıştır. Şüpheli bir cinsel istismara ilişkin bildirimde bulunmama sebeplerinin en başında ise şüphe edilen duruma ilişkin yeterli delil bulamamak ve resmi bir işlem yapmadan önce aile ile görüşmeyi daha uygun bulmak ifadeleri yer almıştır. Katılımcıların yarıya yakınının cinsel istismar bildirim zorunlulukları olmadığını düşündükleri ya da buna ilişkin kararsız oldukları görülmüştür. Son olarak çocuk cinsel istismarı bildirim tutumlarının ve bildirimde bulunmama sebeplerinin okul öncesi eğitim kurumlarında çalışan personelin yaş, cinsiyet, mesleki pozisyon ve konu hakkında alınan eğitimler bazında farklılık oluşturmadığı görülmüştür.