Turkish foreign policy since the disintegration of the USSR: Turkey-Azerbaijan relations from the primary fossil energy perspective


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2012

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: EMRE ÇITAK

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HÜRKAN ÇELEBİ

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, Sovyetler Birliğinin dağılmasından bugüne kadar geçen sürede Türk Dış Politikasının komşu bölgelerdeki genel eğilimini, bu dönemdeki Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin seyrini ve bu ilişkide birincil enerji ticaretinin rolünü ortaya koymak için hazırlanmıştır.Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra uluslararası ortamda görülen değişimler, Türkiye için zaman zaman fırsat zaman zaman da tehdit olarak algılanmıştır. 1990'lar, Türkiye'nin yeni uluslararası ortama uyum sağlama çabalarına ve daha sonra da bölgenin önemli bir oyuncusu olmak için yaptığı hazırlıklara şahit olurken, 2000'li yıllarla birlikte Türk dış politikasının genel algısında değişiklikler olmuştur. Liberal görüşlerin ışığında, komşularla sıfır sorunlu ilişkiler kurma, düzen kurucu ülke olma ve yumuşak güç yöntemiyle Türkiye'yi merkezi bir devlete dönüştürme gibi kavramlar dış politika gündemine yerleşmiştir. Fakat Türkiye'nin yoğun çabalarına karşın, son yıllarda neredeyse tüm komşularla yaşanılan sorunlar ve Avrupa Birliği ile ilerlemeyen ilişkiler, Türk dış politikasının sorgulanmaya başlanmasına sebep olmuştur.Bu dönemde Türkiye ve Azerbaycan, özel bir ilişki süreci geçirmişlerdir. Çoğunlukla stratejik ortaklık düzeyine çıkan ve "Bir millet, iki devlet" anlayışına dayanan ilişkiler, zaman zaman gerilmiş ama bu dönem uzun sürmemiştir. Enerji ticaretinin eklenilmesiyle, tarihi, kültürel, coğrafi, dilsel, dinsel ve siyasi bağlar üzerinde kurulu olan ilişkiler daha anlamlı hale gelmiştir.Türk Dış Politikasının realist temellere dönmesi ve Türkiye-Azerbaycan ilişkilerinin ekonomi ağırlıklı olarak devam etmesi, Türkiye'nin bölgesinde başat aktör olmasının önünü açacaktır.