Vektör sivrisinek türü Aedes albopictus (Diptera: Culicidae)'un yaşam öyküsü karakterleri üzerine çalışmalar


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyoloji A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERT DOĞAN

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): SALİH BÜLENT ALTEN

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Vektör sivrisinek türü Aedes albopictus (Skuse, 1894) Türkiye'de ilk kez 2011'de Yunanistan sınırında kayıt altına alınmıştır. Avrupa Hastalıkları Önleme ve Kontrol Merkezi risk haritalarına göre Türkiye de bu vektör açısından istila riski altındadır. Bu çalışmanın amacı, son yıllarda Aedes albopictus'a karşı mücadelede de gündeme gelen Steril Böcek Tekniği'nin (SIT) kurulacak uydu tesislerle ana koloniden uzakta uygulanabilirliğinin sınanmasıdır. Bu amaçla, İtalya'da, Centro Agricoltura Ambiente (CAA) ile bir ön çalışma hazırlanmıştır. Uluslararası Atom Enerji Kurumu (IAEA) tarafından önerilen protokol dahilinde, Aedes albopictus'un toplu üretimi için gereken en uygun koşulları araştırmak için geometrik morfometrik yöntemlerin de kullanıldığı iki deney düzenlenmiştir. Bu araştırmada yürütülen iki farklı deneyde toplu üretim işlemlerinin iki önemli maddesi ele alınmıştır. Bunlar: 1) larval yoğunluğun pupalaşma başarısına olan etkisi, 2) sıcaklık ve nem değerlerinin Aedes albopictus yumurtalarının zaman içindeki açılma başarısına olan etkisi. Larval yoğunluğun etkisini araştırmak için, bir mililitre su için 1, 2, 3 ve 4 larva düşecek şekilde IAEA tarafından üretilen tepsilerde erginleştirilen bireylerde pupalaşma başarısı, ergin kanat büyüklüğü ve şekil farklılıkları incelenmiştir. En yüksek pupalaşma başarısı 2 larva/ml su koşulunda elde edilirken, kanat şekillerinde istatistiksel olarak anlamlı bir farklılık gözlenmemiştir. Kanat sentroid büyüklüklerinde ise erkeklerde farklılık görülmezken, dişi bireylerde 1, 2 ve 3, 4 larva/ml deiyonize su grupları arasında istatistiksel farklar tespit edilmiştir. Yürütülen ikinci deneyde ise üç farklı bağıl nem düzeyi elde edebilmek amacıyla üç farklı tuz çözeltisinden (NaCl: % 75, KCl: % 85, K2SO4: % 99) yararlanılmış; Aedes albopictus yumurtaları her bir tuz çözeltisiyle beraber ayrı ayrı plastik kaplara konmuştur. Bir kutuya ise negatif kontrol grubu olarak Aedes albopictus yumurtaları, çözelti eklenmeden konmuştur. Plastik kaplar 20°C ve 25°C sıcaklığa sabitlenmiş iklim dolaplarına yerleştirilmiş, yumurtalar deney başladıktan sonra her 3 haftada bir 15 kere, toplamda 45 hafta olacak şekilde açılmıştır. En yüksek düzeyde ve en uzun süre boyunca devam eden yumurta açılma değerleri 20°C ve K2SO4 (% 99) grubundan elde edilmiştir. Bu grupta deneyin farklı haftalarında toplanan bireylerin kanat şekil ve sentroid büyüklükleri karşılaştırıldığında, dişi ve erkekler arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark gözlenmiştir. Bunun yanında, deneyin sonunda elde edilen 20°C ve K2SO4 (% 99) grubundan alınan bireyler ve kontrol grubunun bireyleri karşılaştırıldığında kanat şekil ve sentroid büyüklüğünde istatistiksel olarak fark görülmüştür. Tez çalışmasının sonucunda, SIT kontrol tekniğinin uygulanmasında ana koloniden bağımsız uydu tesislerin kullanılması halinde, Aedes albopictus yumurtalarının en verimli şekilde saklanıp, verimli ergin bireylerin elde edilebilmesi için gereken önemli iki koşul hakkında önemli bulgular elde edilmiştir. Ana kolonideki üretim koşulları sağlandığında, temin edilecek yumurtaların uydu tesislerde SIT kontrol tekniğinin denenmesi ve yaygınlaşması amaçlanarak kullanılması mümkündür.