Seyahatnamelere göre Moğollar ve Katolik dünyası: Dini idealler ve politik kaygılar
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Tarih A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2015
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MURAT TURAL
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): ERKİN EKREM
Özet:Bu araştırmanın amacı, XIII. yüzyılda önemli bir askeri güç olarak ortaya çıkan Moğolların, dünya siyasetinde ne gibi bir etkiye sebep olduğunu tespit etmek ve dini dürtüden uzak olan bu harekâtın yatıştırılması için Katolik Dünyası'nın hangi teşebbüsler içerisine girdiğini sorgulamaktır. XIII. yüzyılın ilk çeyreğinde, Asya menşeli Moğollar, ilk önce dönemin en büyük İslam devleti olan Harizmşahları ortadan kaldırmışlar ve ardından batıya yönelerek, öncüllerinin izlediği güzergâhı, yani Karadeniz'in kuzeyini kullanarak Avrupa'nın özellikle doğu kısmına korkulu anlar yaşatmışlardır (1241-42). Asya'da olduğu gibi, kendileri için yeni olan bu kıtada onların önünde durabilecek herhangi bir güç olmamasına rağmen, aniden geri çekilişleri, uzun vadede, gerçekte medeniyete yapılan bir katkı niteliği taşımıştır. İstilanın sıcaklığıyla kısa sürelide olsa, Müslümanlara karşı tercih edilen yönteme (Haçlı birliği) tevessül edilmiş, fakat bunun istenilen neticeyi veremeyeceğini düşünen papalar ve Avrupa'nın çeşitli kralları, bir müddet sonra daha büyük bir ideali gerçeğe dönüştürmek için onlarla işbirliği kurma yoluna başvurmuşlardır. Bu zamanda Avrupa'da kurulmuş olan misyoner tarikatların (Fransiskenler ve Dominikenler) mensupları, hem papalar hem de kıtanın seküler idarecileri tarafından, Moğollar ile kurulacak ilişkilerde elçi olarak kullanılmıştır. İşte büyük oranda, Moğollarla ilgili seyahatnamelerin ortaya çıkışı bu politikanın bir sonucudur. Her iki tarikatın zaten karakterinde var olan bir gayenin, papalarda dahil Avrupalı yöneticiler tarafından, Müslümanlara karşı ittifak kurmak amacıyla Moğollar üzerine kanalize edilmesi, sonuçta hem Doğu'nun hem de Batı'nın birbiri hakkındaki eksik bilgisine eşsiz bir katkı sağlamıştır. İşte bu çalışmanın temel amacı, dindar bir çağın (Ortaçağ) sonlarına doğru, Avrupa-Moğol ilişkisinin mahiyetini ortaya koymak olacaktır.