Akut lösemi hastalarında nötropenik enterokolit görülme sıklığı ve hastalık prognozuna etkisinin değerlendirilmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BÜŞRA KÖKSOY

Danışman: Ümit Yavuz Malkan

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Köksoy B., Akut Lösemi Hastalarında Nötropenik Enterokolit Görülme Sıklığı ve Hastalık Prognozuna Etkisinin Değerlendirilmesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, İç Hastalıkları Anabilim Dalı, Ankara, 2024. Nötropenik enterokolit (NEK), başlıca kanser hastalarında sitotoksik kemoterapi sonrası nötropeniye sekonder gelişen hastalık olarak tanımlanmaktadır. Nötrofil sayısı <500 hücre/mm3 olan hastalarda karın ağrısı ve eşlik eden radyolojik bulgular varlığında tanıya ulaşılmaktadır. Çalışmamızın amacı, akut lösemi hastalarında NEK sıklığı, klinik özellikleri ve sağkalıma etkisini araştırmaktır. Bu amaçla, Ocak 2005 – Aralık 2022 tarihleri arasında merkezimizde akut lösemi tanısı ile izlenen erişkin hastalar çalışmaya dahil edildi. Hastalara ait demografik, klinik ve laboratuvar özelliklerin yanı sıra, uygulanan tedaviler ve sağkalım sonuçları geriye dönük olarak incelendi. Çalışmaya dahil edilen toplam 511 hastanın [288 (%56,4) erkek ve 223 (%43,6) kadın] tanı yaşı ortalaması 49±17,6 yıl idi. Ortanca 13 (0,1-120) aylık takip sürecinde NEK insidansı %15,1 bulundu (n=77). NEK gelişimi ile ortalama tanı yaşı, cinsiyet, komorbid hastalık varlığı veya akut lösemi tipi arasında anlamlı ilişki yoktu. Buna karşın, NEK, artmış oral mukozit (p=0,046), ishal (p<0,001), sepsis (p=0,003) ve yoğun bakım yatışı (p=0,030) oranları ile ilişkili bulundu. NEK`ten en sık etkilenen bağırsak segmenti çekum olup (%50,6), ortanca NEK epizodu süresi 8 (2-65) gün idi. NEK, %79,2 oranında indüksiyon tedavisi sürecinde meydana gelmiş, %33,8 hastada NEK, idarubisin–sitarabin (3+7) ikincil gelişmiştir. AML hastalarında NEK gelişimi genel [18 ay (%95GA: 6,9-29,1) vs. 24 ay (%95GA: 6,3-41,6), p=0,801] ve hastalıksız sağkalımla [39,2 ay (%95GA: 24,4-48,9) vs. 19,7 ay (%95GA: 7,8-35,0), p=0,113] ilişkili bulunmadı. Buna karşın, ALL hastalarında NEK gelişimi daha düşük genel [54 ay (%95GA: 50,0-62,3) vs. 37 ay (%95GA: 5,5-68,5), p=0,044] ve hastalıksız sağkalım [32 ay (%95 GA: 28,2-39,4) vs. 15,4 ay (%95GA: 0,1-30,9), p=0,047] oranları ile ilişkili saptandı. AML hastalarında NEK gelişimi öncesi alınan son kemoterapiler incelendiğinde hiçbir hastada BCL2 inhibitörü ve Hipometilleyici ajan (HMA) kombinasyonu olmadığı görülmüştür. Sonuç olarak, çalışmamız akut miyeloid lösemi tedavisinin NEK açısından en riskli kısmının indüksiyon tedavisi olduğunu ortaya koymaktadır. Bu hastalarda NEK riskini azaltmak için 3+7 kemoterapisi yerine BCL2 inhibitörleri ile HMA kombinasyonu tercih edilebilir. Akut lenfoblastik lösemi hastalarında ise kemoterapi rejimleri arasında NEK açısından fark saptanmamıştır.