Multi-omiks yaklaşımı ile kemik iliği yağ-spesifik Arilhidrokarbon reseptörünün (AhR) sirkadiyen saat regülasyonundaki rolünün incelenmesi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Kök Hücre Bilimleri A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BİHTER MURATOĞLU
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): Fahriye Duygu Çetinkaya
Eş Danışman: İdil Yet
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Kemik iliği (Kİ), farklı hücre tiplerinin yer aldığı heterojen bir mikroçevredir ve bu yapıda kemik iliği yağ dokusu, doku fonksiyonlarını ve hastalık patogenezini düzenleyen dinamik bir bileşendir. Kemik iliği yağ dokusundaki lipoliz, lösemik hücrelerin sağkalımını destekler fakat lösemi gelişimindeki birincil rolü yeterince bilinmemektedir. Akut miyeloid lösemiye (AML) yatkınlık ve çevresel kirleticilere duyarlılıkla karakterize Fanconi anemisi (FA), lösemik dönüşümü incelemek için uygun bir geçiş modelidir. 24 saatlik içsel osilasyon gösteren sirkadiyen ritimler, sağlam olsalar da hematolojik hastalıklarda disfonksiyon göstererek patolojik durumları şiddetlendirebilirler. Bu çalışmada, donör, FA ve AML hastalarından izole edilen Kİ-MKH'ler ve Kİ-yağ-MKH'lerin farklılaşma potansiyelleri ve sekretuar profilleri karşılaştırılmıştır. Karakterizasyon çalışmasını takiben, senkronize edilen ve edilmeyen Kİ-yağ-MKH'ler üzerinde moleküler analizler gerçekleştirilmiş ve sirkadiyen senkronizasyonun sağlıklı ve patolojik durumlarda hücresel fonksiyonların hizalanmasında kilit bir rol oynadığı belirlenmiştir. AhR antagonisti StemRegenin1 maruziyeti altında Kİ-yağ-MKH'lerde transkriptomik, metabolomik ve lipidomik analizler yapılmıştır. Multi-omiks yaklaşımı, genler, metabolitler ve lipitler arasındaki etkileşimleri bütüncül bir şekilde değerlendirmiştir. Sonuç olarak, AhR sinyalizasyonu ile sirkadiyen ritim arasındaki karşılıklı etkileşimler, lösemi patogenezinde Kİ-yağ-MKH'lerin olası rolünü ortaya koymakta ve sirkadiyen ritme dayalı terapiler ile transkriptomik ve metabolik hedeflere yönelik stratejik yaklaşımlar sunmaktadır.