Zorunluluk ve olumsallık bağlamında insan doğası üzerine bir soruşturma: Spinoza, Marx, Foucault


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2016

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BÜLENT YÜCEL

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): AZİZ KURTULUŞ DİNÇER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada, neredeyse tüm zamanlar boyunca bir sorunsal olarak kalan insan doğası, "zorunluluk" ve "olumsallık" gibi iki genel kategori bağlamında bir soruşturmaya tabi tutuldu. Soruşturma, insanın doğasını araştırmanın en iyi ölçütü olarak, olgusal açıdan tüm hareket biçimlerini kapsayan bir hareket olarak "yaşam" ölçüt alındığında, zorunluluğun ve olumsallığın bu hareketin iki asli ilkesi olup olamayacağını göstermeyi amaçlıyor. Bu yoldan insanın ne ölçüde belirlenmiş, ne ölçüde özgür olduğu da anlaşılabilecektir. Bununla birlikte, insanın doğaca belirlenmiş olduğu ölçüde aynı, doğaca özgür olduğu ölçüde başka olacağı da saptanabilir. Bu perspektifle, birinci bölümde, insan doğasının doğal ve olanaklı olarak tanılanabilecek iki yönlü bir görünüm ortaya koyduğu gösteriliyor. Doğal yönüyle insan, yaşam boyunca, zorunluluk ilkesi gereğince belirlenmiş bir varlık olarak, olanaklı yönüyle de olumsallık ilkesi gereğince özgür bir varlık olarak hareket ediyor gibi görünmektedir. Buradan hareketle, sonuçta karşılaştırılmak üzere, ikinci, üçüncü ve dördüncü bölümlerde sırasıyla, Spinoza, Marx ve Foucault'un görüşleri serimleniyor. Sonuçta ise, Spinoza'nın insanın doğal ve belirlenmiş bir varlık olduğunu vurguladığı, Marx'ın insanın doğal olduğu kadar da olanaklı, belirlenmiş olduğu kadar da özgür bir varlık olduğunu söylediği ve Foucault'nun ise insanın salt olanaklı, özgür ve tarihsel bir varlık olduğunu ifade ettiği saptanıyor. Nihai olarak da insanın, ne Spinoza'nın vurguladığı ölçüde doğal bir varlık olduğu, ne de Foucault'nun ifade ettiği ölçüde tarihsel bir varlık olduğu, aksine Marx'ın söylediği gibi hem doğal hem de olanaklı/tarihsel bir varlık olduğu çıkarımına varılıyor.