Kadının siyasi temsilinin artmasının cinsiyet eşitliğine etkisi: Ruanda ve Yeni Zelanda örnekleri


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2025

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: BAŞAK AKAL

Danışman: Pelin Dinçer Boone

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışma, kadınların parlamentodaki nicel varlığının artmasının, o ülkenin cinsiyet eşitliği politikalarını geliştirmeye ne derece katkı sunduğunu; diğer bir deyişle kadınların gerçek ve nitel temsilini gerçekleştirmede etkisini incelenmektedir. Bu bağlamda, Ruanda ve Yeni Zelanda örnekleri ele alınarak geçmişten günümüze tarihsel gelişmelerin cinsiyet eşitliği çerçevesinde nasıl bir etki yarattığı tartışılmaktadır. Kronolojik süreçte ele alınan anayasal düzenlemelere referansla, üretilen politikaların nasıl bir çıktı yarattığı gözlemlenirken aynı zamanda uygulamada karşılaşılan problemler de göz önünde bulundurulmuştur. Analiz sırasında iki ülkenin de toplumsal ve yönetimsel yapısı bağlamında bir inceleme yapılmış olup belirtilen ülkelerde hakim olan rejimin, diğer bir deyişle demokrasinin varlığının ya da yokluğunun kadınların temsiline gerçek bir katkı sunup sunmadığı da tartışılmıştır. Birbirlerinden tarihsel, coğrafi ve yönetimsel anlamda çok farklı olan bu iki ülke için ana benzerlik noktası hem Ruanda hem de Yeni Zelanda'nın 1990'lı yıllarda yaşadığı siyasi dönüşüm sürecidir. Çalışmada tartışmayı oluşturan ana dönem de 1990'lardan günümüze kadar olan kısmı kapsamaktadır. Tez çalışması, kadınların parlamentodaki nicel temsilinin kritik bir kitle oluştursalar dahi tek başına yeterli olmadığını ve kritik eylemler gerçekleştirebilmek için bazı destekleyici unsurlara ihtiyaç duyulduğunu savunmaktadır. Çalışmada demokratik unsurların Yeni Zelanda için uzun vadede faydalı olduğu saptanırken, Ruanda'da ise "demokrasi" adı altında oluşturulan kadın temsilinin, otoriter uygulamalarla karşı karşıya kalması sebebiyle nitel temsili yansıtmakta zorlandığı görüşü hakimdir. Diğer bir deyişle, demokrasi olmayan rejimlerde de kadınların nicel temsilinin sağlanabildiği ancak rejim kaynaklı pratikte uygulanabilirlik sorunlarının yaşanmasından hareketle, nicel temsilin her zaman nitel temsili sağlamadığı sonucuna ulaşılmaktadır. Yeni Zelanda örneğinden kadınların parlamentodaki nitel temsilinin, demokratik uygulamalarla daha kolay gerçekleşebileceği tezini kabul etmekle birlikte nicel temsilin ise otoriter rejimlerde hükümetin çıkarlarından hareketle var olabileceği sonucuna erişilmiştir.