Toplumsal Dayanışma, İşbölümü ve Dilencilik Olgusu Arasındaki İlişkiler: Almanya ve Türkiye Karşılaştırması
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyoloji A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2018
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: ÖZGÜR TABUROĞLU
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): NEVİN GÜNGÖR ERGAN, MELİHA DEMET ULUSOY, BİRSEN ŞAHİN KÜTÜK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Emilé Durkheim, toplumsal yapı farklılıklarını anlamak için toplumsal dayanışma modellerinin işlevsel nitelikte oluğunu ileri sürer ve iki farklı model tanımlar: organik ve mekanik dayanışma. Organik dayanışma ve onunla bağlantılı olan işbölümü, sosyal farklık ve çeşitliliğin yoğun olduğu gelişmiş toplumların özelliğidir. Mekanik dayanışma ise, birbiriyle benzeşen bireylerden kurulu ve daha az gelişmiş toplumların niteliğidir. Organik dayanışmanın egemen olduğu bir toplumda üyelerin konumları, toplum içerisinde ürettikleri değer, hizmet ya da fayda ile belirlenir. Mekanik dayanışmacı toplumlarda ise bireyler, ürettikleri değer ya da hizmetten bağımsız olarak toplumun doğal üyesi sayılır. Çalışmamızın temel amacı dilencilerin toplumsal dayanışmaya dair nasıl bir gösterge olanağına sahip olduğunu bulgulamak; toplumsal dayanışma ile dilencilik arasındaki ilişkiyi anlamaktır. Bu bağlamda yapısal farklılığın bir görünümü olarak, Almanya ve Türkiye 'de bireylerin mekanik veya organik dayanışma biçimine yakın vaziyet alması ekseninde dilenciliğin toplumsal algılanışı, dilenme stratejileri, mekânları ve davranış tiplerinin karşılaştırılması hedeflenmiştir. Çalışma, Türkiye ve Almanya'da yaşayan insanların dilencilere yönelik davranış ve düşünme biçimlerini karşılaştırmayı hedeflemektedir. Araştırmanın amacı doğrultusunda, nicel ve nitel veri toplama teknikleri bir arada kullanılmıştır. Alan bulgularına göre, gelişmiş bir ülke olduğu kabul edilen Almanya'da dilencilere ilişkin organik dayanışmanın yoğun olduğu belirlenmiştir. Türkiye'de ise mekanik dayanışmanın göreli olarak daha yoğun olduğu gözlemlenmiştir. Ancak, her iki ülkede de özellikle küresel değişimler, kentleşme ve sosyal devlet yapısındaki dönüşümler nedeniyle, bu iki dayanışma modelinin farklılaşmakta olduğu bulgulanmıştır. Her iki dayanışma modeline de uymayan türde davranış ve düşünce biçimlerinin ortaya çıktığı belirlenmiştir. Bu çerçevede dilencilerin toplumsal yapı farklılığı ve değişimin izlenebileceği göstergeler olarak başvurulabileceği kanaatine varılmıştır.