Suppression of sexuality and gender in dystopias: George Orwell's Nineteen Eighty-Four, Anthony Burgess's The Wanting seed and Iain Banks's The Wasp Factory
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İngiliz Dili ve Edebiyatı A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: MERVE DİKİCİLER
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): FATMA BURÇİN EROL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Otoriter ve totaliter sistemler toplumsal bilinç ve insanların sisteme bağlılığı üzerine kurulmuşlardır. Bu sistemler, hâkimiyet sahibi ideolojinin devamlılığını sağlamak için kendilerine bağlı kitleler yaratır ve onların desteğinden güç alırlar. İnsan etkinliğinin ve ileride neden olabileceği sorunların farkındalığı, bu baskıcı siyasal sistemleri insan etkinliğini ortadan kaldırmayı hedefleyen tedbirler almaya yönlendirir. Totaliter rejimlerin ve ideolojilerin hâkimiyeti, bir siyasal rejimin ne kadar baskıcı ve engelleyici olabileceğini gözler önüne sermek amacıyla distopik eserlerin sıklıkla başvurduğu öğelerdir. Bu idari kısıtlamalar cinselliğin baskılanmasını ve cinsel kimliklerin manipüle edilmesini de kapsar. Cinselliğin bastırılması ve farklı şekillerde kişilerin kendi eğilimlerinin dışına yönlendirilmesi distopik romanlardaki ana kahramanları etkileyen ve onları düzene karşı harekete geçiren öncelikli baskı unsurları olarak kabul edilebilir. Bu tez kapsamında, yirminci yüzyılın üç ayrı döneminde yayımlanmış üç distopik eserde cinselliğin ve toplumsal kimliğin manipülasyonu üzerinde durularak incelenecektir. Judith Butler'in performatif cinsiyet kuramına ilişkin olarak üç farklı metin okuması sunulacaktır. Butler'e göre, bir kişi eğer cinselliğini ve toplumsal kimliğini deneyimleyebiliyorsa kişilik geliştirebilir ve diğer kişiler ile iletişim kurabilir. Bu kuram doğrultusunda, cinsellik ve toplumsal cinsiyet bireyselliğin temel unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır. George Orwell'in romanı Bin Dokuz Yüz Seksen Dört (1949)'te, başta cinsel ilişki olmak üzere insanlar arasındaki tüm ilişkiler devlet tarafından düzenlenmiştir. Cinsel ilişkilerin yanı sıra, devletin devamlılığının güvence altına alınması amacıyla insanlar yaratılan güvensizlik yoluyla birbirlerinden uzaklaştırılmak istenmiştir ve bu sebeple, ilk adım olarak Oceania'da aile bağları ortadan kaldırılmıştır ve aile fertlerinin birbirlerine olan güveni yok edilmiştir. Doğal cinsel ilişkiler ve duygular kabul görmez ve cinsel ilişki üremeyi hedeflediği takdirde onaylanır. İnsanların çocuk sahibi olmaları devlete karşı bir görev olarak kabul edildiği için teşvik edilmiştir. Cinsel tatmin yoluyla ix bireyselliğinin farkına varan Winston Smith, egemen sistemin baskıcı düzenlemelerini reddeder ve isyankâr doğası yüzünden cezalandırılır. Anthony Burgess'in Tohuma Hasret (1962) romanında temel sorunlar olan aşırı nüfus artışı ve kıtlık cinsel eğilimlerin baskılanması, yönlendirilmesiyle ve üremenin kısıtlanması ile önlenmeye çalışılmıştır. Nüfus artışını kontrol altına almak amacıyla hükümet tarafından eşcinsellik teşvik edilir ve heteroseksüeller siyasal ve sosyal açılardan hor görülür. Bu baskıcı düzenin temel amacı insanların bireyselleşmelerine cinsel kimliklerinin manipüle edilmesi yoluyla engel olmaktır. Heteroseksüellik ve heteroseksüel aileler toplumda hâlâ var olsalar dahi, sürekli olarak ayrımcılığa, hor görülmeye maruz kalırlar. Sosyal baskı insanları toplumsal cinsiyetlerini deneyimlemekten alıkoyar ve eğilimleri olmadığı halde eşcinsel gibi davranmaya hatta hissetmeye zorlar. Ana kahramanlar Tristram Foxe ve eşi Beatrice-Joanna Foxe heteroseksüel eğilimleri sonucunda ayrı düşerler ve farklı yollarla toplum düzeni tarafından cezalandırılırlar. Iain Banks'ın Eşekarısı Fabrikası (1984)'nda, sadece cinselliğin değil toplumsal cinsiyetin manipülasyonu da totaliter güç tarafından yürütülen baskıcı bir uygulama olarak sunulur. Kişilik gelişimi boyunca baskı altında kalan bir bireyin, dayatılan cinsel kimliği kaçınılmaz bir şekilde benimsediği ortaya koyulmuştur. Cinsel kimliğin manipülasyonu totaliter-benzeri-bir sistemin hâkim olduğu ailede on altı yaşındaki ana kahraman Frank Cauldhame üzerinden anlatılmıştır. Biyolojik kadınlığından habersiz bir şekilde, bir kaza sonucunda hadım kaldığına inandırılmış ve babası tarafından büyütülmüştür. Frank'ın yozlaşmış cinsel kimliği onu ideal erkeksi cinsel kimliğini kazanması amacıyla suç işlemeye sevk etmiştir. Roman boyunca, Frank'ın erkeksi cinsel kimliğini kazanma çabaları, cinselliğin ve cinsel kimliğin manipülasyonun neden olacağı feci sonuçları önceden belirtmektedir. Sonuç olarak, bahsi geçen romanlarda konu edilen totaliter sistemlerin cinsellik ve toplumsal cinsiyet alanlarında gerçekleştirilen baskılayıcı ve manipüle edici zorlamaların yıkıcı etkileri üç farklı bakış açısı ile incelenecektir. Anahtar Kelimeler: George Orwell, Bin Dokuz Yüz Seksen Dört, Anthony Burgess, (Tohuma Hasret), Iain Banks, Eşekarısı Fabrikası, Distopya, Totalitarizm, Cinsel Manipülasyon, Cinsel Kimlik