Kanal dolgu tekniklerinin ve kanal dolgu patlarınınapikalden taşan debris ve kanal dolgusununsökülebilirliğindeki rolleri


Tezin Türü: Diş Hekimliğinde Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Diş Hekimliği Fakültesi, Diş Hekimliği Klinik Bilimler Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2023

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: DENİZ BENDER

Danışman: Emel Uzunoğlu Özyürek

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Kök kanal tedavisi başarısız olursa, bir sonraki tedavi yöntemi, dişin restore edilebilir ve periodontal olarak sağlam olması halinde, kanal tedavisinin ortograd olarak yenilenmesi işlemi olabilir. Dolgu materyallerinin yetersiz sökümü, irrigasyon solüsyonlarının kalıcı mikroorganizmalarla temasını engelleyebildiğinden, tedavi sonuçlarını etkileyebilir. Kök kanal tedavisinin yenilenmesi sırasında dikkat edilmesi gereken başka bir nokta da apikale taşabilecek ve postoperatif ağrıya neden olabilecek kök kanal debrisidir. Bu çalışmanın amacı farklı dolgu teknikleri (tek kon tekniği, sıcak dolgu tekniği) ve farklı kanal dolgu patlarıyla (biyoseramik esaslı pat, epoksi rezin esaslı pat) doldurulan kök kanallarının kanal tedavisi yenileme işlemi sırasında taşan debris miktarını ölçmek ve kök kanal duvarlarında kalan dolgu malzemesini mikro-CT görüntüleri ile değerlendirmektir. Mevcut çalışmada 60 adet tek köklü insan mandibular premolar dişi kullanılmıştır. Tüm dişler ProTaper Gold F4 eğeye kadar ProTaper Gold sistemi ile şekillendirilmiş ve kemomekanik hazırlıkların tamamlanmasının ardından örnekler 4 gruba ayrılmıştır: SOG-ER: Epoksi rezin kanal dolgu patı [AH Plus (Dentsply)] ve soğuk dolgu tekniği (tek kon tekniği), SOG-BS: Biyoseramik kanal dolgu patı (Sure-Seal Root, Sure Dent) ve tek kon tekniği, SIG-ER: Epoksi rezin kanal dolgu patı [AH Plus (Dentsply)] ve sıcak dolgu tekniği [Calamus (Dentsply) termoplastik enjeksiyon tekniği], SIG-BS: Biyoseramik kanal dolgu patı (Sure-Seal Root, Sure Dent) ve Calamus termoplastik enjeksiyon tekniği. Dişler eppendorf tüplerine sabitlenmiştir ve kanal sökümü esnasında toplam 5 ml distile su kullanılarak irrigasyon tamamlanmıştır. Tüpler içerisindeki sıvının buharlaşması ve sadece kuru debris ağırlığını ölçebilmek için tüpler 37 ⁰C de 14 gün süre ile etüvde bekletilmiştir. Kök kanal dolgusunun sökümünü takiben örnekler eppendorf tüplerden uzaklaştırılarak dişler mikro-CT cihazında taranarak kalan dolgu miktarı analiz edilmiştir. Tüm gruplarda, debris ekstrüzyonu görülmüştür. Hangi yöntemle kullanılırsa kullanılsın biyoseramik esaslı patın, epoksi rezin esaslı pata göre taşan debris miktarını arttırdığı görülmüştür. En fazla debris ekstrüzyonu SIG-BS grubunda, en az debris ekstrüzyonu SOG-ER grubunda görülmüştür (p 0,05). Taşan debris ve sökülebilirlik açısından gruplar arasında bir korelasyon gözlenmemiştir. Kullanılan dolgu tekniği ve pat çeşidi fark etmeksizin her grupta kanal dolgusunun sökümü sırasında debris taşması görülmüştür ve hiçbir grupta kanal dolgusu kanaldan tamamen sökülememiştir. Apikalden taşan debris üzerinde dolgu teknikleri, kanalda kalan materyal yüzdesi üzerinde ise patların rol oynadığı görülmüştür. Korelasyon bulunamayan bu iki değişken (taşma-sökülebilirlik) ile ilave çalışmalara ihtiyaç vardır.