Selektif immünglobulin a eksikliği olan otoimmün ve/veya inflamatuar hastalığı olan ve olmayan hastalarda sağlıklı kontrol grubu ile karşılaştırılarak immünfenotipin değerlendirilmesi.
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi (Türkçe), Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: BEGÜM POŞUL
Danışman: Deniz Nazire Çağdaş Ayvaz
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Selektif İmmünglobulin A eksikliği (SIgAE) düşük serum immünglobulin (Ig) A seviyesi ile normal IgG ve IgM seviyeleri ile karakterize en sık görülen primer immün yetmezliktir (PİY). Otoimmün hastalıklar IgA eksikliğinin en önemli klinik belirtileri arasındadır. Toll benzeri reseptörler (TLR'ler), doğal ve edinsel bağışıklık cevabını başlatmada önemli role sahip olup örüntü tanıyan algaçlar olan TLR-7 ve TLR-9, virüslerden, bakterilerden ve nekrotik hücrelerden üretilen nükleik asitlerin tanınmasından sorumludur. Hücre veya doku hasarı meydana geldiğinde ve endojen nükleik asitlere karşı B hücresi tepkileri sınırlandırılamadığında otoantikorlar ve otoimmünite ortaya çıkabilir. Bu çalışmada otoimmün/inflamatuar hastalığı olan/olmayan SIgAE hastalarında TLR-7 ve TLR-9 ifade düzeyleri karşılaştırılarak, TLR-7 ve TLR-9'un otoimmünite gelişimi üzerine etkisi olup olmadığının araştırılması amaçlanmıştır. Taranan 204 SIgAE tanılı hastanın 39'unda (%19,1) otoimmün hastalık veya otoantikor pozitifliği saptanmıştır. SIgAE tanılı otoimmün/inflamatuar hastalığın eşlik ettiği 17, otoimmün/inflamatuar hastalığın eşlik etmediği 15 hastaya ulaşılmış ve çalışmaya dahil edilmiştir. 4-25 yaş aralığındaki iki hasta grubu yaş ve cinsiyet dağılımları benzer 15 sağlıklı bireyden oluşan grup ile karşılaştırılmıştır. Retrospektif olarak hastaların klinik ve immünolojik özellikleri, prospektif olarak kontrol ve hasta grubunda TLR-7 ve TLR-9 ifadesi gerçek zamanlı kantitatif polimeraz zincir reaksiyonu analizi ile incelenmiştir. Tüm SIgAE tanılı kohortta eşlik eden otoimmün hastalığı olan hasta oranı %19,1'dir. Otoimmün hastalık saptanan hastaların yedisinde (%41,2) Hashimoto tiroiditi, beşinde (%29,4) tip 1 diabetes mellitus, beşinde (%29,4) çölyak antikor pozitifliği, ikisinde (%11,8) Graves hastalığı, birinde (%5,9) otoimmün hepatit, birinde (%5,9) jüvenil idiyopatik artrit, birinde (%5,9) sistemik lupus eritematozus olduğu görülmüştür. Bu çalışmada SIgAE olan vakalarda diğer PİY'lerin aksine otoimmün sitopeni değil; otoimmün endokrinopatilerin daha sık olduğu görülmüştür. Hastaların beşinde (%29,4) çoklu otoantikor pozitifliği saptanmıştır. Otoimmün hastalığın eşlik ettiği grupta, diğer iki gruba kıyasla IgG düzeyleri daha yüksek saptanmıştır (p=0,011). Otoimmün hastalık olan ve olmayan hastalarla kontrol grubu arasında TLR-7 ve TLR-9 hedef genleri ifade düzeyleri açısından anlamlı farklılık saptanmamıştır (p>0,05). Çalışmamızda istatistiksel olarak anlamlı sonuçlanmasa da otoimmün hastalığın eşlik ettiği SIgAE tanılı hastaların TLR-7 ifade düzeyleri ortanca düzeyleri (2,14 ile 1,3; 1,07) daha yüksekti. Tek veya çoklu otoimmünite durumu ile kontrol grubu karşılaştırıldığında tek otoantikor pozitifliği olanların TLR-7 ifade düzeyi istatistiksel anlamlı düzeyde yüksek saptanmıştır (p=0,036). Otoimmün hastalığın eşlik ettiği grupta IgG (P:0,01; R:-0,604) ve CD3 düzeyi (P:0,005 R:-0,642) ile TLR-7 ifade düzeyi arasında negatif yönlü yüksek düzeyde korelasyon; CD4 düzeyi (P:0,043; R:-0,495) ile TLR-7 ifade düzeyi arasında negatif yönlü orta düzeyde korelasyon saptanmıştır. Otoimmün hastalığın eşlik ettiği grupta diğer iki gruba kıyasla IgG düzeylerinin yüksek saptanması, hastalarda IgG tabiatında otoantikor oluşumuna bağlı olabilir. Otoimmün hastalığın eşlik ettiği SIgAE tanılı hastaların TLR-7 ifade düzeylerinin daha yüksek olmasına karşın; hasta sayısının az olması nedeniyle istatistiksel olarak anlamlılığa ulaşmadığı düşünülmüştür. Tekli otoimmün hastalığı olan hastalarda hastalık patogenezine ait bulguların daha aktif olduğu düşünülmüştür. Bu çalışma otoimmünite mekanizmasınin anlaşılması açısından destekleyici bir çalışma olup; daha ileri çalışmalara yol gösterici olacaktır.