Kolon kanserli hastalarda interlökin-21 ve interlökin-32 gen ekspresyon düzeyleri ve metastaz ilişkisi
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Temel Onkoloji A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: GİZEM ÖVGÜ ÖNER
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): FÜSUN ÖZMEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Erdem G.Ö. Kolon Kanserli Hastalarda İnterlökin-21 ve İnterlökin-32 Gen Ekspresyon Düzeyleri ve Metastaz İlişkisi. Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Tümör Biyolojisi ve İmmunolojisi Yüksek Lisans Tezi. Ankara, 2014. Tümör mikroçevresi tümörü, stromayı, stromayla ilişkili ve tümöre infiltre immün sistem hücrelerini içerir. Bu mikroçevredeki immün sistem hücrelerinden salınan kemokin ve sitokinler tümörün prognozunda önemli rol oynar ve tümörün immün fenotipini belirlerler. IL-32 ve IL-21 immün sistem hücrelerinden salınan proinflamatuvar sitokinlerdir. IL-32 Th, NK hücreleri, makrofaj ve epitelden, IL-21 ise Th, Tfh, Th17, NKT hücrelerinden salgılanır. Bu sitokinlerin gen ekspresyon düzeyleri kanserin bulunduğu dokuya göre değişim gösterir. Bu çalışmada kolon kanserli hastalarda IL-32 ve IL-21' in gen ekspresyon düzeyleri ve bu sitokinlerin klinikopatolojik parametrelerle ilişkisinin araştırılması amaçlandı. Çalışmaya kolon kanseri tanısı almış 31(17 K) hasta alındı. Ameliyat sırasında hastaların tümörlü ve tümörsüz dokularından örnekler alındı. Bu dokulardan RNA izolasyonu yapıldıktan sonra IL-32 ve IL-21 gen ekspresyon düzeyleri gerçek-zamanlı PCR kullanılarak ölçüldü. Tümörlü dokudaki rölatif gen ekspresyon düzeyi 2-∆∆Ct yöntemi kullanılarak hesaplandı. Ekspresyon düzeyleri ile tümör diferansiyasyonu, evresi, lenf nodu metastazı, vasküler ve perinöral invazyon arasındaki ilişki araştırıldı. IL-32 gen ekspresyonu genel olarak tümörlü dokuda, tümörsüz dokuya göre artış göstermekteydi (median: 1.16). Hastaların %51.6' sında artmış, %48.4' ünde ise azalmış değerler bulundu. IL-21 gen ekspresyon düzeyi tümör dokusunda azalma eğiliminde (median: 0.911) olmasına karşın hastaların %50'sinde artmış, %50' sinde ise azalmıştı. IL-32 gen ekspresyonu, erken evre kanserlerde düşük düzeyde seyrederken tümör duvarını aşıncaya kadar yükselmekte, ileri evrede özellikle lenf nodu tutulumu ile tekrar düşüş göstermekteydi. Bu ekspresyon düzeyleri patolojik tümör (pT) evresi ile de uyumlu bulundu. Bu bulguyu destekler şekilde tümörlü lenf nodu sayısı arttıkça IL-32 ekspresyon düzeyinin anlamlı düzeyde azaldığı tespit edildi. Öte yandan, IL-21 ekspresyon düzeylerinin vasküler invazyon varlığında anlamlı biçimde arttığı izlendi. Sonuç olarak, kolon kanseri mikroçevresinde eksprese olan IL-21 ve IL-32 'ye ilişkin bulgularımız, IL-32 ekspresyonunun tümörün büyümesini kontrol altına alabilmek için artış gösterdiğine, tutulan lenf nodu sayısı arttıkça ekspresyonunun azaldığına; vasküler invazyon ve lenf nodu tutulumu ile birlikte artan IL-21 düzeyleri de kolon kanserinde tümör büyümesi ve yayılımında sitokinlerin rolü olabileceğine işaret etmektedir.