9-12 yaş grubundaki kekemelik tanısı almış çocukların güvenli bağlanma ve kaygı düzeylerinin incelenmesi


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Çocuk Gelişimi ve Eğitimi A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2021

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: MERVE GİRGİN

Danışman: Çiğdem Aytekin

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmada, Türkçe konuşan, kekemelik tanısı almış çocukların ebeveynine güvenli bağlanma ve sürekli/durumluk kaygı düzeylerinin farklı değişkenler açısından incelenmesi amaçlanmıştır. Çalışma kapsamında; Ankara ilinde ikamet eden, kekemelik alanında tıbbi ve eğitsel tanısı bulunan, dil ve konuşma bozukluğuna yönelik hizmet veren özel eğitim merkezlerinde terapisi devam eden, 9-12 yaş grubunda toplam 62 çocuğa, "Çocuklar için Sürekli-Durumluk Kaygı Ölçeği" ve "Kerns Güvenli Bağlanma Ölçeği" uygulanmıştır. Çalışmaya dahil edilen çocuklar, Kerns Güvenli Bağlanma Ölçeği'ni hem anneleri hem de babaları için olmak üzere ayrı ayrı doldurmuşlardır. Detaylı demografik bilgi formu araştırmacılar tarafından hazırlanmış olup, çocukların ebeveyni tarafından doldurulmuştur. Çalışma betimsel bir çalışma olup, veriler 9-12 yaş grubundaki, kekemelik dışında herhangi bir tanısı bulunmayan çocuklardan toplanmıştır. Çalışma kapsamında, çocukların sürekli/durumluk kaygı ve ebeveynine güvenli bağlanma düzeyleri farklı değişkenler açısından incelenmiştir. Çalışmanın sonuçlarına bağlı olarak; sürekli kaygı düzeyinin cinsiyet, doğum sırası, anne ve babanın birlikte veya ayrı olma durumları açısından anlamlı düzeyde farklılaştığı, durumluk kaygı düzeyinin anne ve babanın birlikte veya ayrı olma durumları açısından anlamlı düzeyde farklılık gösterdiği ve ebeveyne güvenli bağlanma düzeyinin demografik değişkenler açısından fark göstermediği görülmüştür. Bu bulgulara ek olarak; bağımlı değişkenler arasındaki korelasyonlar incelenmiş ve istatistiksel açıdan farklı düzeylerde anlamlı ilişkiler olduğu sonucuna ulaşılmıştır. Elde edilen bu sonuçların ailelere, erken müdahale, önleme ve eğitim hizmetlerine yönelik çalışan profesyonellere kekemeliği olan çocukların hayat kalitesini arttırmaya yönelik önlemler alınması konusunda katkıda bulunacağı düşünülmektedir.