STK Perspektifinden İzmir'de Göçmen ve Sığınmacılara Yönelik Ayrımcılık ve Sosyal Dışlanma: Sosyal Hizmetin Temel İlkeleri Bağlamında Bir Değerlendirme
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Hizmet A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2022
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OLCAY GÜLDALI
Danışman: Reyhan Atasü Topcuoğlu
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu araştırma, İzmir'de göç alanında faaliyet yürüten STK çalışanlarının bakış açısıyla göçmen ve sığınmacılara yönelik ayrımcılık ve sosyal dışlanma olgusunu sosyal hizmet mesleği ve disiplininin temel ilkeleri açısından değerlendirmek amacıyla yapılmıştır. Nitel araştırma yöntemine dayanan bu araştırmada fenomenolojik araştırma yaklaşımı kullanılmıştır. Araştırma, Ağustos ve Ekim 2021 tarihleri arasında İzmir'de yürütülmüştür. Araştırma kapsamında İzmir'de göçmen ve sığınmacılara yönelik doğrudan veya dolaylı olarak faaliyet yürüten 14 STK'dan 21 kişiyle online derinlemesine görüşme yapılmıştır. Araştırma verileri betimsel ve tematik analiz yöntemine göre analiz edilmiş ve yorumlanmıştır.Araştırma bulgularına göre göçmen ve sığınmacılar tarafından Yunanistan üzerinden Avrupa'ya geçiş için kullanılan transit bir şehir olan İzmir'de göç alanında faaliyet yürüten birkaç yerel inisiyatif ve STK bulunurken Suriyeli sığınmacıların gelişi ve sayısının giderek artmasıyla birlikte STK'ların sayısında artış olduğu anlaşılmıştır. Sosyal hizmetin neo-liberal yaklaşımı yansıtan kolektif sorumluluk ilkesine uygun bir şekilde STK'ların devletin boşluğunu dolduran, devletle birbirini tamamlayan, göçmen ve sığınmacılar için hayati öneme sahip olan bir aktör ve yapı olarak görüldüğü ortaya çıkmıştır. Göç alanında faaliyet yürüten STK'ların genel olarak kapsayıcı olmayan ve süreklilik arz etmeyen proje temelli faaliyetler yürüttüğü anlaşılmıştır. Sığınma hakkına yapılan vurguya ve hak temelli STK söylemine rağmen sosyal hizmetin farklılıklara saygı, insan hakları ve sosyal adalet ilkelerine aykırı bir şekilde göçmen ve sığınmacıların tehdit, sorun, mağdur, muhtaç vb. olarak olumsuz bir şekilde kategorize edildiği ve konumlandırıldığı dikkat çekmiştir. Bununla birlikte sosyal hizmetin farklılıklara saygı, insan hakları ve sosyal adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak bir şekilde İzmir'de yaşayan göçmen ve sığınmacıların kayıtsızlık, dil bariyeri, ekonomik yoksunluk, ayrımcılık ve sosyal dışlanma gibi nedenlerden dolayı hak ve hizmetlere erişim konusunda çeşitli sorunlar yaşadığı bulgusuna ulaşılmıştır. Ayrıca İzmir'de yerel halkın genel olarak göçmen ve sığınmacılara yönelik mesafeli olduğu, onları istemediği; göçmen ve sığınmacıların çeşitli ayrımcılık ve sosyal dışlanma biçimlerine maruz kaldığı anlaşılmıştır. Göçmen ve sığınmacıların ayrımcılık ve sosyal dışlanma karşısında görünmez olma, kimliğini gizleme, kabullenme/normalleştirme gibi çeşitli olumsuz başetme stratejileri kullandıkları dikkat çekmiştir. Ayrımcılık ve sosyal dışlanmaya maruz kalmalarının göçmen ve sığınmacıların toplumsal yaşama katılımı ve entegrasyonunu olumsuz etkilediği anlaşılmıştır.