İnsan hakları: Eleştirel yaklaşımlar
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2011
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: EBUBEKİR AYKUT
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): ALİ MURAT ÖZDEMİR
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Günümüzde insan hakları ulusal ve uluslararası alanda ekonomik, siyasal ve toplumsal tartışmaların esaslı bir parçası haline gelmiştir. Birleşmiş Milletler tarafından yayınlanan Evrensel İnsan Hakları Beyannamesi, 1966 yılında imzalanan Sözleşmeler, Sovyetler ve Batı arasında insan hakları üzerinden yaşanan çekişme ve Batı'nın Sovyetler'in yıkılışını ideolojilerin sonu olarak ilan edip kendi insan hakları kavrayışlarının küresel ölçekte yaygınlaştırma çabaları kavramın etkisinin artmasının tarihsel nedenleridir.İnsan hakları üzerinde mevcut geniş konsensüse rağmen, kavrama başvuran söylemler aynı terminolojiyi kullanmamaktadırlar. İlgili söylemler farklı siyaset felsefeleri geleneklerine bağlı olarak insan haklarını kavramsallaştırmaktadırlar. Bu bağlamda ilgili farklılıklar, liberal, postmodern ve Üçüncü Dünyacı ve Marksist, söylemler altında incelenebilir. İnsan hakları konusunda egemen olan liberal söylem ilgili hakların sadece bireye ait ve evrensel olduğunu iddia eder ve dolayısıyla sadece siyasal ve sivil haklara odaklanır. Postmodern söylem ise modernizm eleştirisi üzerinden hâkim söylemin hakların sahibi birey kurgusunu yapısöküme uğratır. Üçüncü Dünyacı söylem ise kültürel görecelik ilkesi temelinde hakim söylemin evrensellik iddialarını tartışır ve devletin ve toplumun yükümlülüklerine işarete eden ekonomik ve sosyal hakları savunur. Hâkim söyleme karşı konumlanan Marksizm ise hakları toplumsal üretim ilişkileri bağlamında değerlendirmeye çalışır ve hakların hem toplumsal işlevini hem de sosyal değişim için sağladığı olanakları araştırır.Yukarıda bahsi geçen egemen insan hakları kavramı ve ilgi haklara dair farklı kavramsallaştırmalar ise toplumsal ilişkilere ve toplumsal ilişkilerin geçirdiği dönüşüm analiz edilerek anlaşılabilir. Bu bağlamda insan hakları toplumsal üretim ilişkiler ile kurulan ilişki yani ideoloji olarak kavranmalıdır.