Politik ve anti-politik doğruculuk üzerine eleştirel bir inceleme
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Siyaset Bilimi Ve Kamu Yönetimi A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2024
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHMET AKİF KUMTEPE
Danışman: Kadir Dede
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışma, politik doğruculuk kavramının Amerika Birleşik Devletleri'nde ortaya çıkışından başlayarak anlamına ve sonrasında geçirdiği dönüşüme odaklanmaktadır. En genel anlamıyla dezavantajlı grupları incitecek ve toplumdan dışlanmalarına sebep olacak söz ve davranışlardan kaçınılması şeklinde tanımlanabilecek olan politik doğruculuk, zamanla sağ muhafazakârlarca araçsallaştırılarak kendi politikalarını yürütmelerinin bir vasıtası haline gelmiştir. Hakikatin önemsizleşmesinin ve popülizmin etkisiyle politik doğruculuk ciddi bir anlam kaymasına uğrayarak, seçkinlerin sıradan halkın gündelik yaşamda nasıl konuşacağına müdahale ettiği bir bilgiçlik taslama aracına indirgenmiştir. Politik doğruculuğun bu anlam kayması neticesinde kavramın gerçek anlamı geri planda kalmıştır. Belirli çevreler bunu bilinçli bir şekilde kullanarak, kimlik siyasetine olan tepkilerini ve ayrımcı söylemlerini politik doğruculuğa karşı muhalefetlerinin arkasına gizlemişlerdir. Özellikle Alternatif Sağ hareket, politikalarının merkezine politik doğruculuk karşıtlığını yerleştirmiştir. Sözü edilen bu atmosferden faydalanan Donald J. Trump da anti-politik doğrucu yaklaşımını popülist söyleminin en önemli vurgusu yapmıştır ve politikasının omurgasını politik doğruculuk karşıtlığı üzerine kurmuştur. Bu bağlamda tezin birinci bölümünde politik doğruculuğun tarihsel ve sosyal arka planı ve kavramın geçirdiği evrim ele alınmıştır. İkinci bölümde, kavramı araçsallaştıran anti-politik doğruculuk ve anti-politik doğrucuların ortaya attıkları savlar üzerinde durulmaktadır. Üçüncü bölümde anti-politik doğrucu tezlerin yayılmasına elverişli bir ortam sağlayan hakikatin önemsizleşmesi kavramı tartışma konusu yapılmaktadır. Dördüncü bölümde popülist söylem ve anti-politik doğruculuk arasındaki ilişkisellik ele alınmaktadır. Beşinci bölümde politik doğruculuğa karşı savaş açan Alternatif Sağ hareket incelenmektedir. Altıncı bölümde ise, Donald Trump'ın politika yapma biçiminde politik doğruculuk karşıtlığını nasıl kullandığı tartışılmaktadır.