Individuals oppressed by society: Rupert Thomson's Divided Kingdom, Kazuo Ishiguro's Never Let Me Go, and Jasper Fforde's Shades of Grey


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İngiliz Dili ve Edebiyatı A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2015

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: EMİNE ŞENTÜRK

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HANDE SEBER

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Ütopya olarak nitelendirilen ideal toplum düzenini arayış insanoğlunu hem mevcut sistemdeki aksaklıkları araştırmaya hem de daha iyiye, ya da en iyiye ulaşabilecek toplumsal projeler oluşturmaya yöneltmiştir. Ancak, bu projelerin romana ve hayata yansıma şekilleri yirminci yüzyılda görülen toplumsal ve siyasal değişimlerle birlikte yeni bir boyut kazanmış ve Batı edebiyatında daha karanlık bir bakış açısı olan karşı-ütopya ya da distopyanın yaygınlaşmasına sebep olmuştur. Distopik roman, kontrol ve baskı altında tutulan toplumları ve bu toplumlarda genellikle görülen totaliter devlet modelini yansıtan ve eleştiren bir yazım türüdür. Bu çalışmada Rupert Thomson'ın Divided Kingdom (2005), Kazuo Ishiguro'nun Never Let Me Go (2005) ve Jasper Fforde'un Shades of Grey (2010) adlı romanları günümüz İngiliz distopik romanının önemli örnekleri olarak incelenmektedir. Bu bağlamda, çalışmanın konusunu oluşturan bu üç çağdaş romanın öncüleriyle hem aynı hem de onlardan farklı bir tabloyu nasıl ortaya koydukları incelenmekte ve tartışılmaktadır. Giriş, üç ana bölüm ve sonuç bölümünden oluşan bu tezin giriş bölümünde, ütopya ve distopya kavramları farklı eleştirmen ve akademisyenlerin tanımları kıyaslanarak açıklanmıştır. Tezin ilk bölümü ütopik ve distopik romanların edebi gelişimini zamandizimsel olarak incelemeyi hedeflemektedir. Eski Roma dönemi mitlerinden yirmi birinci yüzyıl genç yetişkin romanlarına dek ideal dünya arayışı ve günümüz dünyası temsillerinde değişiklikler olmuştur. Bu değişimi göstermek ve ütopik bakış açısından distopik bakış açısına geçişi daha net resmetmek amacıyla, İngiliz ve Amerikan edebiyatından başlıca edebi eserler örneklendirilmiştir. Takip eden iki bölüm baskıcı toplumu Divided Kingdom, Never Let Me Go ve Shades of Grey adlı romanlarda iki farklı yönüyle incelemektedir. Tezin ikinci bölümü otoritenin rolü üzerinde odaklanırken, üçüncü bölümü aynı sistem içindeki bireyin rolü üzerinde durmaktadır. Toplumsal uyumu sağlamak ve refah oluşturmak için yetkili merciler toplumsal sınıflandırma ve güç uygulamaktadır, diğer yandan bireyin önceden oluşturulmuş düzene sorgulamadan ve itaatkar bir şekilde boyun eğmesi beklenmektedir. Divided Kingdom (Bölünmüş Krallık) romanında hükümet Rearrangement (Yeniden Düzenleme) yoluyla insanları mizaçlarına göre bölerek itaati sağlamaya çalışmaktadır. Never Let Me Go (Beni Asla Bırakma) romanında, otorite, insan ömrünü uzatabilmek için bir grup klon yaratmıştır. Shades of Grey (Grinin Tonları) romanında yerel hükümetler, insanları renk algılarına göre bölen Colourtocracy (Renk Otokrasisi) sisteminde Munsell kitabına bağlı olarak yasalar koymaktadır. Tüm bu sosyal yapılarda, kendisine sunulan dünyadan farklı olarak gerçek tabloyu zamanla farketmeye başlayan bireyin itaatkar veya karşı çıkan olma tercihiyse kendisine kalmıştır. Divided Kingdom'da Thomas, kendi kimliğini ve sistem içindeki yerini keşfetmek amacıyla tüm bölgeleri gezmektedir. Never Let Me Go'da Kathy, erteleme çabalarının ne kadar sonuçsuz kaldığını göstermek için eski günleri hatırlayarak bir bakıcı olarak tecrübelerini aktarır. Shades of Grey'de Eddie, sistemin baskıcı yanlarını keşfeder ve bir parçası olarak sistemi içerden çökertmeye karar verir. Bu tez, ütopya çalışmaları ve kültür kuramları ışığında bu üç romanın bireyin görmezliği ve farkındalığı arasındaki çelişkiye nasıl dikkat çektiğini ortaya koymayı amaçlamaktadır. Bu bağlamda çalışma, toplum yapısı konusunda otorite ve birey arasındaki çatışmanın bu üç günümüz distopik romanlarında ele alındığı sonucuna varmaktadır. Bu romanlar, bireyin farkındalığının onu sorular sormaya yönlendirdiği önermesinde bulunmaktadır. Her ne kadar itaatkar veya tepkisel olma tercihi bireye kalsa da bu romanlarda bir kaçış veya farklı bir hayat için ne olanak ne de olasılık sağlanmaktadır. Anahtar Kelimeler Rupert Thomson, Divided Kingdom, Kazuo Ishiguro, Never Let Me Go, Jasper Fforde, Shades of Grey, ütopya, distopya, birey, baskıcı toplum.