FERTILITY PREFERENCES AND THEIR CORRELATES: THE ROLE OF THE ACTUAL NUMBER OF CHILDREN (1993-2018)


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Nüfus Etütleri Enstitüsü, Nüfus Bilimi A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: ŞERİFE DİLEK YILMAZ

Danışman: Mehmet Ali Eryurt

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Cumhuriyetin ilanından bugüne Türkiye'nin doğurganlık düzeyinde önemli değişiklikler olmuştur. Başlangıçta uygulanan doğurganlığı teşvik edici politikalar ile toplam doğurganlık hızı (TDH) 1923 yılında 5,6'dan 1950'lerin ortasına gelindiğinde 6-7 çocuk seviyesine ulaşmıştır. 1950'lerin ortalarından itibaren, doğurganlığı azaltıcı politikaların etkisiyle azalmaya başlayan TDH sürekli azalma eğilimiyle 1980'lerde 4,3'e gerilemiş ve 2010 itibarıyla yenilenme seviyesinin altına düşmüştür. TFR'de bölgesel ve sosyo-ekonomik özellikler arasında en başından beri süregelen farklılaşmalar halihazırda devam etmektedir. Bazı alt nüfus grupları doğurganlık geçişini tamamlarken, diğerleri orta veya geç aşamalarda kalmaktadır. Doğurganlık tercihlerinin gelecekteki davranış üzerindeki etkisi olduğu ve doğurganlık niyetlerinin uygun şekilde ölçüldüğünde gerçek davranışın güvenilir bir göstergesi olduğu (Westoff, 1990; Kodzi et al, 2010) kabulüyle "başka çocuk istemeyen kadın oranı" doğurganlık tercihi göstergesi olarak değerlendirilmiş ve doğurganlık tercihlerini, belirleyicilerini ve zaman içindeki değişimini araştırmak üzere 1993 ve 2018 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırmaları (TNSA) verileri kullanılmıştır. Çalışmada, seçilen değişkenlerin doğurganlık niyetleri ile ilişkisini belirlemek için lojistik regresyon analizi uygulanmıştır. Çocuk sayısına bağlı olarak doğurganlık tercihleri için farklı motivasyonlar olduğu gerçeğinden hareketle, yaşayan çocuk sayısına göre ayrı modeller oluşturulmuştur. Bulgular, daha fazla çocuk istemeyen kadınların oranının 1993'te %73 iken 2018'de %65'e düştüğünü göstermektedir. Analiz, doğurganlık niyetlerinin belirleyicilerinin kadınların sahip olduğu çocuk sayısına göre değiştiğini göstermiştir.