Epilepsi hastalarında rastlanılan uyku bozuklukları: Anketle vaka-kontrol çalışması


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi (İngilizce), Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2014

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: VEFA İSMAYİLOVA

Danışman: Fadime İrsel Tezer Filik

Özet:

Epilepsi ile uyku arasında karşılıklı etkileşim olduğu ve epilepsi hastalarında uyku bozukluklarının görülme olasılığının sağlıklı kişilere göre daha yüksek olduğu bilinmektedir. Ancak ülkemizde, hatta literatürde günlük pratiğimizde karşılaştığımız epilepsi hastalarında, uyku bozukluğunun sıklığı tam olarak bilinmemektedir. Bunun için çok sayıda hastanın değerlendirildiği ve sağlıklı kontrollerle karşılaştırıldığı, objektif sonuçların elde edildiği çok az sayıda çalışma mevcuttur. Biz de bu çalışmada merkezimizde karşılaşabileceğimiz epilepsi hastalarında uyku bozukluğu sıklığını araştırmayı amaçladık. Çalışmaya polikliniğimize başvuran, altta yatan uyku bozukluğuna neden olabilecek herhangi nörolojik veya sistemik hastalığı olmayan 208 hasta ve bunlarla uyumlu 212 sağlıklı kontrol grubu alındı. Hastalara ve kontrollere TUTD yönetim kurulu tarafından belirenmiş, Epworth Uykulukluk Ölçeği, Berlin Uyku Anketi, Birinci Basmak İçin Beck Depresyon Ölçeği (BDI-PC) ve Pitsburg Uyku kalitesi Ölçeği gibi uluslararası çalışmalarda kullanılan, objektif bilgi verebilecek testleri de içeren 132 soruluk anket formu verildi. Ayrıca hastalar epilepsi sendrom tipine göre nöbet tipi belirlenemeyen (n=67), jeneralize epilepsi (n=33) ve fokal epilepsi (n=108) olarak üç gruba ayrıldı. Hastalarda uykuya başlama zorluğu (p<0.01), uyku bölünmeleri (p=0.01), uyandıktan sonra tekrar uykuya dalma zorluğu (p=0.04) ve kronik insomni belirtileri (p<0.01) kontrollere göre daha sık saptandı. Berlin Uyku Anketi'ne göre hastalarda hipersomni riski (p<0.01) ve uyku apnesi riski (p=0.07) daha yüksek idi. Kontrollere göre hastaların uyku kalitesi daha kötü idi (p<0.01) ve major depresyon bulguları hastalarda daha sıktı (p<0.01). Ancak, bilinenin aksine Epworth Uykululuk Ölçeği'ne göre Aşırı Gündüz Uykululuk her iki grupta benzer sıklıkta saptandı. Ayrıca hastalar epilepsi sendrom tiplerine göre ayrıldığında uyku apnesi riskinin fokal epilepsililerde daha yüksek olduğu görüldü (p=0.03). Epilepsi hastalığının uyku bozukluğu üzerine etkisi incelendiğinde en az iki yıl nöbetsizlik, gece nöbetlerinin varlığı, elektroensefalografide (EEG) epileptiform aktivitenin varlığı, kullanılan antiepileptik ilaç (AEİ) sayısının uyku bozukluğu gelişiminde etkili olduğu görülmüştür. Sonuçta epilepsi hastalarının uyku kalitesinin kötü olduğu, özellikle kronik insomni ve uyku apnesi riskinin yüksek olduğu dikkati çekmiştir. Bunu etkileyebilecek faktörler içerisinde nöbetsizlik süresinin, EEG'de epileptiform aktivite varlığının ve çok sayıda AEİ kullanımının olduğu saptanmıştır. Epilepsi hastalarında bu veriler ışığında, etkin epilepsi tedavisi, yani uzun süre nöbetsizlik sağlanması ve EEG'de epileptiform aktivitenin azaltılması ile uyku bozukluklarının gelişimi önlenebilir. Bu da hastaların esas hastalıklarının tedavisi ile birlikte hayat kalitelerini artıracaktır. İleride benzer çalışmalarla epilepsi hastalarında her iki hastalığın ilişkisi ayrıntılı incelenerek, tedavi seçenekleri artırılabilir.