Wilson hastalarının klinik izlemi ve uzun dönem tedavi sonuçlarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi (Türkçe), Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2014
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: MEHMET SATILMIŞ
Danışman: İnci Nur Saltık Temizel
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Satılmış M.; Wilson Hastalarının Klinik İzlemi ve Uzun Dönem Tedavi Sonuçlarının Değerlendirilmesi. Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Anabilim Dalı, Uzmanlık Tezi, Ankara, 2014. Wilson hastalığı (WH); karaciğer, beyin, böbrek ve korneada yoğun miktarda bakır birikmesi sonucu ortaya çıkan, erken tanı alan hastalarda tedavi ile normal bir yaşam sağlanan, siroz geliştikten sonra tanı konulduğunda dahi tedaviye yanıt verebilen kronik bir karaciğer hastalığıdır. Dünya genelinde hastalığın prevalansı 1/30.000 iken taşıyıcı sıklığı 1/90'dır. Hastalığın insidansının ise 1/50.000 ile 1/100.000 doğum arasında olduğu bildirilmektedir. Tanı için seruloplazmin düzeyi, 24 saatlik idrarda bakır atılımı, Kayser-Fleischer halkası varlığı ve karaciğer dokusunda bakır miktar tayini yapılmalıdır. WH'de erken tanı önemli ve tedavi yaşam boyudur. Tedavide amaç bakırın vücutta birikimini azaltmaktır. Bu çalışmada; kliniğimizde WH tanısı alan ve en az 36 ay izlenen 116 hastanın tanı anındaki klinik ve laboratuvar bulguları, uygulanan tedaviler ve uzun dönem izlem sonuçlarının retrospektif olarak değerlendirilmesi amaçlanmıştır. Çalışmada hastaların 64'ü erkek (%55,2) ve ortalama izlem süresi 71,3±38,7 aydır. Tanı konulan en küçük hasta 17 aylıktır. Hastaların %52,6'sının ebeveynleri akraba iken, %45,7'sinin kardeşlerinin en az birinde WH tanısı saptanmıştır. Hastaların %62,9'unda sadece hepatik, %27,6'sında hepatonörolojik, %7,8'inde hepatik ve renal tutulum, 2 hastada ise üç sistemde birlikte (hepatik, nörolojik ve renal) tutulum saptanmıştır. Çalışmada hastaların son kontrol muayenelerinde saptanan hepatomegali, splenomegali, asit, sarılık, Kayser-Fleischer halkası pozitiflik oranları, ortalama ALT-AST-ALP-INR ve total bilirübin düzeyleri, tanı anındaki değerlere göre anlamlı düzeyde daha düşük saptanmıştır (p<0,05). Ortalama seruloplazmin ve 24 saatlik idrar bakır değerleri ise son kontrolde anlamlı düzeyde daha yüksek tespit edilmiştir (p<0,05). Karaciğer biyopsisi yapılan 99 hastanın 83 (%84)'ünde karaciğer dokusunda bakır miktarı 250 μgr/gr'ın üzerinde saptanmıştır. Histopatolojik olarak %50,6'sında kronik hepatit, %31,4'ünde siroz ve %6'sında fibröz doku artışı bulunmuştur. Çalışmada hastaların 97 (%83,7)'sine D-penisillamin ile çinko birlikte başlanmıştır. Tek başına D-penisillamin 7, çinko 2 ve trientin 10 hastaya başlanmıştır. Toplam 10 hastada yan etki gözlenmiş, bunların 8'i D-penisillamin ilişkili, 2'sinin ise trientin ilişkili olduğu saptanmıştır. D-penisillamine bağlı görülen yan etkiler nefrotik sendrom (%25), transaminaz yükselmesi (%25), pansitopeni (%25) ve trombositopeni (%25)'dir. Ayrıca hastalarda proteinüri (%12,5) ve bisitopeni (%12,5) gibi yan etkiler de saptanmıştır. Hastaların 10'una (%8,6) karaciğer nakli yapılmış ve 1 hastaya da nakil önerilmiştir. İzlemde sadece 1 hasta WH'ye bağlı akut karaciğer yetmezliğinden kaybedilmiştir. Akraba evliliği sıklığı yüksek olan ülkemizde transaminaz yüksekliği, akut ya da kronik karaciğer hastalığı olan çocuklarda ve karaciğer hastalığı yanında nörolojik bulguların eşlik ettiği hastalarda ayırıcı tanıda Wilson hastalığı akla gelmelidir. Aile taramasının önemli olduğu, erken tanı ve tedavinin hayat kurtarıcı olduğu düşünülmektedir. D-penisilamin, trientin gibi şelatör ilaçlar ve çinkonun bazı yan etkileri olsa da hastaların klinik ve laboratuvar bulgularının düzelmesinde etkin olduğu gözlenmiştir. Anahtar kelimeler: Wilson Hastalığı, uzun dönem izlem, doğal seyir, tedavi, prognoz