Erken Dönem Osmanlı Devleti-Yunanistan Krallığı İlişkileri: problemler, çatışan faktörler ve Uzlaşma


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Edebiyat Fakültesi, Tarih Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2019

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ARZU ERMAN

Danışman: Yonca İldeş

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

19. yüzyıl Osmanlı Devleti için büyük değişim ve dönüşümlerin yaşandığı bir yüzyıl olmuştur. Çünkü bu yüzyılda, Avrupa modeline dayandırılan ulus devlet formunun idealleştirilmiş bir yapı olarak ortaya çıkması, şimdiye kadar farklı kimliklere ve aidiyetlere sahip grupları sosyo-politik sisteminde birleştirmiş olan Osmanlı Devleti'nin toprak bütünlüğü açısından büyük bir tehlike oluşturmuştur. Nitekim, yüzyıl başında Osmanlı Devleti'ne karşı başlattığı silahlı mücadele sonunda, bu sistemden ayrılan ilk millet Yunan ulusu olmuş ve böylelikle Pax-Ottomana ilk yarasını almıştır. Bu durumun, hem Balkanlar'da hem de Osmanlı coğrafyasının farklı bölgelerinde yaşayan diğer uluslar için de bir prototip oluşturması, Osmanlı Devleti'nin yeni dünya düzenini anlamak ve hayatta kalmak için bir dizi yeni uygulamalara başvurmasını gerektirmiştir. Yeni kurulan Yunan devleti için, Balkanlar'ın güneyine sıkışıp kalması, yeteri kadar nüfusa sahip olmaması ve mevcut bu durumuyla stratejik merkezlere ve ekonomik kaynaklara uzak olması gibi sebeplerle Osmanlı Devleti aleyhine topraklarını genişletmesi zorunlu olmuştur. Dolayısıyla Yunan Devleti'nin kurgulamak zorunda olduğu ve Megali İdea adıyla formüle ettiği ülkü, o günün koşullarında hem devletin problemlerine pratik çözümler üretmiş hem de Yunan halkına bir ivme vererek halk ile yöneticiler arasında aracı işlevi görmüştür. Çünkü bu ideal, irredentist politikalarla genişlemenin yanı sıra türdeş bir kültür yaratarak bireyleri birer "Yunan vatandaşına" döndürme ideali de taşımaktadır. Bu çalışmada, Yunan ulus devleti formunun iç dinamikleri, siyasi ve sosyo-kültürel hedefleri temel alınarak erken dönem Türk ve Yunan ilişkilerinde ortaya çıkan sorunlar, bu sorunlara nasıl yaklaşıldığı, çözüm ve uzlaşı yöntemlerinin neler olduğu konuları değişen Yöneten-Yönetilen ilişkisi bağlamında ele alınmıştır. Çalışmada Makedonya, Teselya ve Girit sorunları üzerinden İki devlet ararsında gelişen ilişkiler ele alınmıştır. Buna göre Teselya ve Girit iki devlet arasında bir çatışma alanı olarak karşımıza çıkarken, Türk-Yunan ilişkilerinin bildik uzlaşmazlık figürü olarak görüldüğü klasik tarih yazımının aksine, Makedonya konusunda, Bulgar Prensliği'nin bölgede güç kazanması nedeniyle iki devlet arasında geniş çaplı ittifak ve işbirliği yaşandığı gözlenmiştir.