Anarşist ve antigoneci bir bakış açısından siyasal alan


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2011

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: ERKAN TÜZÜN

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): NAZİLE KALAYCI

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

?Her şey uyar? düşüncesi, postmodern çağın en geçer ölçütlerinden birisidir. Postmodern düşünüm, büyük anlatıların ve evrensel değerlerin yerine göreceliği meşrulaştırır. Modernlikten postmodernliğe geçişte siyasal alan, yer ve zaman değiştirmektedir. Postmodern ekonomik ilişkiler, ulus?devletlerin korunmacı ilişkileriyle ve ulus-devletler arasındaki sınırlarla çatışmaktadır. Ulus-devlet yapısının düşüşe geçmesi siyasal alanı belirsizleştirmektedir. Bu tezin problemi, siyasal alana dair belirsizlik halidir. Klasik çağda siyasal alanın yeri kent-devlettir. Ulus-devlet, modern çağda siyasal alana dair temel siyasal konumdur. Ne ki sanat eserleri ve bedenler, postmodern durumdaki siyasal alanın temel yerleri haline gelmişlerdir.Bu tezin yöntemi, Niçeyan karakterlerin trajik kökenlerini göstermektir. ?Böyle Buyurdu Zerdüşt? adlı eserin başlarında Nietzsche, ruhun deveden aslana ve çocuğa olan üç değişimini yorumlar. Deve, ruhtaki sürüce güdüleri temsil ederken aslan, özgürlüğe dair etkin bir istemeyi simgeler ve çocuk da şimdiye kadar olan değerlerin yeniden değerlendirilmesinin trajik imkânlarını sembolize eder. ?Her şey uyar? ilkesi, ruhun sürüce güdülerini çoğaltır ve katlar. Şayet postmodern çağ canlı bir varlık olsaydı, Medeia olurdu. Sophokles'in oyununa göre, Medeia'nın kocası Medeia'nın gururunu incitir ve Medeia da intikam almak için öz çocuklarını öldürür. Bir katil olarak Media'nın cezalandırılması gerekirken egemen iktidar tanrı ve devlet onu kurtarırlar. Medeia, postmodern çağda kendi bağımsızlıklarını kazanmış nesnelerin bir arketipidir. Medeia'ya göre her şey uyar. Üstelik özneleri yargılayacak herhangi bir evrensel değer de kalmamıştır. Çünkü nesnelerin sayısı özneleri katlamıştır ve nesneler geç kapitalist ilişkilerin yararına kendi bağımsızlıklarını kazanmışlardır.Şayet modern çağ yaşayan bir varlık olsaydı, bu, Oidipous olurdu. Psikanalitik geleneğe göre Oidipous, her insan varlığını ulus-devletin bir öznesi haline getiren devlet aygıtının simgesel düzenini temsil eder. Zerdüşt'ün aslanını andıran Oidipous, eylemlerinin öznesi haline geldikçe özgürleştiğini sanır. Ne ki özneler egemen iktidarın gönüllü kullarıdırlar. Dolayısıyla bu tezin amacı, Oidipous'un da Medeia'nın da egemen iktidarın görünümleri olduklarını göstermek ve bu iki egemenlik biçimi arasında, egemenlikleri parçalayacak üçüncü bir bakış yaratmaktır.Sonuç bölümünde, Antigone'nin, egemenliği ihlal eden trajik bir kahraman olduğu savunulacaktır. Antigone hem patriarkal yönetimselliği hem de şimdiye kadar geçerli olan geleneksel değerleri reddetmektedir. O, ne devletin bir gönüllü kuludur ne de arzularının bir nesnesidir. Antigone'nin her yerden kaynaklanan direnişi postyapısalcı bir anarşist düşünüme ilham verir. Anti-Oidipous'un ve anti-Medeia'nın trajik ve post-anarşist birliği, Antigone'nin seçimlerinin inşa ettiği bir siyasal alanı kat etmektedir. Antigone'nın yaşamı, egemen iktidar tanrı ya da egemen iktidar devlet tarafından başlangıcı doğum ve sonu ölüm olan bir kapatılmanın içine sığmayan bir yaşamdır. Çünkü Antigone'de yaşamın kendisi bir siyasal alan haline gelmiştir.Anahtar Sözcükler: Siyasal Alan, Trajik, Anarşizm, Egemen İktidar, Özne, Her Şey Uyar.