Marksist kriz teorileri ve kapitalizm
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İktisat A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2010
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: OSMAN İNAN ŞENSES
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HÜSEYİN ÖZEL
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu çalışmanın amacı, özellikle günümüzde daha da belirgin biçimde kendini duyuran kriz olgusunu, kapitalist örgütlenmenin ve sermaye birikiminin doğalarından türeyen çelişkiler ekseninde tartışmaya çalışmaktır. Tartışmanın kapsamı geniş bir alana işaret ediyor olsa da belirli bir sınırlama yaklaşımıyla inceleme içeriğinin ürünleri özellikle, Karl Marx'ın kapitalist üretim biçiminin yapısını kriz olgusuyla da bütünler görünen düşünsel malzemeleridir. Sonrasında Marx'ın düşüncesini belirli ölçüde güncelleme amacıyla, Marx'ın yapıtlarından hareketle sistemin doğasını kavramaya çalışan M. Tugan-Baranovsky, Rudolf Hilferding, Rosa Luxemburg, Paul Sweezy ve Ernest Mandel'in daha çok kriz eksenli tartışmaları incelemeye konu edilmektedir. İnceleme süresince gözetilen yöntem Marx'ın yaklaşımına yakın durmaktadır. Öyle ki, kapitalist üretim örgütlenmesini tarihsel bir biçimde ele almak ve bu örgütlenmeyle ilişkili olan kriz oluşumunu dışsal bir nedenle açıklamayıp sisteme özgü gelişim dinamiklerinden türeyen nedenler kümesiyle açıklamak yöntemi belirlemektedir. Her ne kadar Marx'ın çalışmaları özelleşmiş bir kriz oluşumuna tam olarak yakın durmuyorsa da Marx'ın kapitalist üretim biçimini çözümleme uğraşının doğrudan ya da dolaylı olarak kriz olgusunu kavramaya katkı sunduğu varılan bir sonuç olarak tanımlanabilir. Kriz olgusunu kavramada kâr oranının azalma eğilimi, orantısızlık ve eksik-tüketim olguları araç görünümündedir. Marx, daha çok kâr oranının azalma eğilimi ile sistemin ve krizin doğasına açıklık getiriyor olsa da krizin kavranılmasında tek nedenli bir açıklamadan öte çok nedenli bir açıklamayı yeğliyor görünmektedir. Diğer düşünürler açısından; Baranovsky ve Hilferding orantısızlık yaklaşımı ile, Luxemburg ise kâr oranının azalma eğilimini görmezden gelmeksizin artı-değerin gerçekleşme sorunu ile kriz oluşumunu ilişkilendirmektedir. Sweezy daha çok eksik-tüketim olgusunu krizin nedeni biçiminde yorumlarken Mandel ise kâr oranının azalma eğilimine temel bir önem yüklemekle beraber çoklu nedenlerden hareketle krizi anlamlandırır. Sonuç olarak Marx sonrası düşünürlerin sistemi ve krizi çözümlemeleri büyük ölçüde Marx'ın kurgusunun içinde yer almakta ve bu nedenle Marx, düşüncesinin geçerli güncelliğini kendi kendisine sağlıyor görünmektedir. En temel yargı; kapitalist örgütlenmenin ve krizin birbirinden ayrı düşünülmeyeceğinin yanı sıra sistemin işleyişi görünür biçimde krizle kesintiye uğramasa dahi sistemin varoluşunun yapısal bir kriz biçiminde görülmesi gerektiği yönündedir.Anahtar Sözcüklerkriz, kapitalizm, sermaye, sermaye birikimi, artı-değer, artı-değer oranı, kâr oranının azalma eğilimi, orantısızlık, eksik-tüketim.