Sistemik dermatozlarda deskuamatif gingival lezyonların dağılımlarının, lokal faktörlerin lezyonlarla olası ilişkilerinin ve destekleyici dental tedavilerin olası yararlarının değerlendirilmesi
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sağlık Bilimleri Enstitüsü, Periodontoloji A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2011
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: SEVİM GÜNDAY
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): NERMİN YAMALIK
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Deskuamatif gingival lezyon (DGL), dişetinde yaygın eritem, deskuamasyon ve ülserasyon ile karakterize özel bir klinik tabloyu tarif eden bir terimdir. Tanıya ulaşılabilen DGL vakalarının %75' i dermatolojik kaynaklıdır. DGL klinik tablosunun izlendiği başlıca dermatozlar müköz membran pemfigoidi (MMP), liken planus (LP) ve pemfigus vulgaris (PV) tir. Bu dermatozlarla oral kanserler, hepatit C virüs infeksiyonu ve periodontal hastalıklararasındaki olası ilişkiyi ortaya koyan çalışmalar ve ağız içi lezyonlardaki olası değişimlerin takip edilmesinin önemi göz önünde bulundurulduğunda bu bireylerde doğru ve erken teşhisin esansiyel olduğu görülmektedir. Çalışmamızda LP' lu ve PV' li 60 bireyde oral lezyonların dağılımı ve tipi, lezyonlara bağlı bireylerdeki subjektif semptomlar ve bireylerin periodontal klinik parametreler ve lezyon skorları kaydedilmiş; ağız içindeki lokal faktörlerin ve destekleyici dental tedavilerin oral lezyonlara ve klinik parametrelere olası etkileri uygun istatistiksel analizlerle değerlendirilmiştir. Çalışmadaki kadın ve erkek bireyler arasında fark bulunmamıştır. Sigara kullanımının ve ağız içinde protez varlığının lezyonlar üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır. Dogu varlığında kaydedilen sondlama derinliği, dişeti iltihabı ve sondlamada kanama parametreleri daha yüksektir. Bireylerin %60' ında dişeti ve oral mukozalar; %15' inde ise izole dişeti tutulumu görülmüştür. Bireylerin %58' inde retiküler/hiperkeratotik lezyonlarla eroziv/ülseratif lezyonlar birarada görülürken , %30' unda tek başına retiküler/hiperkeratotik lezyonlara ve %12' sinde sadece eroziv/ülseratif lezyonlara rastlanmıştır. DGL varlığı ile daha şiddetli subjektif semptomlar ve daha yüksek lezyon skorları kaydedilmiş; sondlama derinliğpi, dişeti iltihabı ve sondlamada kanama parametrelerinin arttığı izlenmiştir. Kırmızı ve karışık lezyonları olanlarda ağrı hissinin, toplam lezyon skorunun ve dental plak birikiminin arttığı; beyaz lezyonları olanlara kıyasla karışık lezyonları olanların daha fazla yanma hissettiği ve dişeti iltihabının daha fazla olduğu bel,irlenmiştir. LP' lu bir bireyde dişetindeki DGL' lardan skuamo0z hücreli karsinom gelişmiştir. Destekleyici dental/periodontal tedavilerden sonra takip edilen bireylerde subjektif semptomlarda ve lezyon skorlarında belirgin bir düşüş kaydedilmiştir. Periodontal dokulardaki iyileşme dişeti iltihabında azalma ve dişeti çekilmesinde artma ile izlenmiş; ayrıca diğer tüm periodontal parametrelerde azalma eğilimi gözlemlenmiştir. Dişeti lezyonlarına oldukça sık rastlanabileceği, ağız içi lezyonların genel ve oral sağlıkla potansiyel ilişkisi ve birbirinden farklı klinik görünümleri göz önünde bulundurulduğunda, periodontistlerin oral lezyonlara sahip LP ve PV vakalarının tedavisinde ve idamesinde yer almasının ve bu lezyonların klinik görünümlerini iyi tanımasının gerekliliği ve önemi açıkça görülmektedir.