Trakya bölgesinde sivrisinek flavivirüslerinin tespiti ve kısmi genomik karakterizasyonu
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Fen Bilimleri Enstitüsü, Biyoloji A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2017
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: CEREN ÖNCÜ
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): KORAY ERGÜNAY, SALİH BÜLENT ALTEN
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Flaviviridae ailesi Flavivirüs cinsi, sivrisineklerle bulaşma gösteren, aralarında Batı Nil, Deng, Zika virüs gibi, tüm dünyada önemli sağlık sorunu oluşturmuş virüsleri içermektedir. Bazı flavivirüsler, sivrisinekleri enfekte etmekte ve yaşam döngülerini çeşitli tür sivrisineklerde tamamlamaktadır. Belirli bir bölgede vektör kaynaklı ya da patojen olmayan virüs aktivitesinin bilinmesi, hastalık riskinin değerlendirilebilmesi ve epidemiyolojik özelliklerin incelenebilmesi için, eklembacaklıların sürveyansı önem taşımaktadır. Bu çalışmada, önceden Batı Nil virüsü olguları ve maruziyetinin saptandığı, ayrıca çeşitli sivrisinek flavivirüslerinin ilk kez rapor edildiği Trakya bölgesinden toplanan örneklerde jenerik PZR yöntemiyle flavivirüsler araştırılmış, saptanan virüsler DNA dizi analizi ile tanımlanmış ve bulgular tartışılmıştır. Çalışma kapsamında 2016 yılı Ağustos-Eylül aylarında 3 ilde 38 lokalitede standart yöntemlerle örnekleme sonucu, 1461 sivrisinek örneği toplanmıştır. Morfolojik incelemeler, örnekler arasında en sık saptanan türün Culex pipiens s.l. (%54,4) olduğunu göstermiş, bunu Anopheles maculipennis s.l. (%25,6), Aedes albopictus (%6,1), Aedes caspius (%5,7) ve diğerleri takip etmiştir. Toplanan örnekler; bölge, cinsiyet ve türe göre toplam 104 havuz olarak virüs taramasına alınmış, % 5.7'sinde (6/104) pozitiflik saptanmıştır. Edirne ili çevresi kaynaklı An. maculipennis s.l. örnekleri içeren bir havuzda Anofeles flavivirüsü varyantı 1 ile en yüksek homoloji gösteren bir dizi karakterize edilmiş, nükleotid ve amino asit karşılaştırmaları, saptanan virüsün yeni bir flavivirüs olarak tanımlanabileceğini ortaya koymuştur. Ur. unguiculata, Ae. caspius ve Cx. pipiens s.l. örnekleri içeren toplam beş havuzda ise, Edirne çevresinde Ur. unguiculata türlerinde daha önceden tespit edilen, ancak kesin olarak tanımlanamamış bir flavivirüse yakınlık gösteren diziler tanımlanmıştır. Dişi ve erkek Ur. unguiculata örnekleri içeren iki havuzda da aynı virüse ait DNA formları saptanmıştır. Bu formlardan parçalı ve kısmi okumalar elde edilebilmiş, ancak dizilerin iyi korunmuş olduğu ve kodlama yapabilecek özellikte olduğu izlenmiştir. Böylece doğadan toplanmış sivrisinek örneklerinde aynı flavivirüse ait RNA ve DNA formlarının ilk kez gösterilmiştir, doğal enfeksiyonlar sırasında bu formların oluşabildiği ortaya konulmuştur.