Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Güzel Sanatlar Enstitüsü, Resim A.S.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2025
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: DOĞA EZGİ AYİSİT
Danışman: Serap Karamanoğlu
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:
Kent, çeşitli karakterlerin ve çeşitli sınıfların içerisinde yaşadığı milyonlarca insanı barındıran ve bu sebeple sürekli değişim içerisinde olan bir mekandır. Kent, insanların kalıcı yerleşim yerlerinde yaşamaya başlamasından beridir derin ve karmaşık bir tartışma konusu olmuştur. Kentte meydana gelen mekânsal değişim ve dönüşümlerde toplumsal süreçler önemli bir rol oynamaktadır. Sanayileşmeyle birlikte bu değişim ve dönüşüm hızlı bir şekilde ilerlemeye başlamıştır. Ortaya çıkan fabrikalar ve bina yerleşimleri ile kentsel mekanlara yığılmalar başlamıştır. Marksist okulun öncü temsilcilerinden David Harvey, Henri Lefebvre ve Manuel Castells gibi düşünürler bu değişim ve dönüşümleri toplumsal yapı ve üretim ilişkilerine dayandırarak değerlendirmişlerdir. Kapitalizmin yarattığı sınıf ayrımının çelişkisi mekânlarda da gözlemlenmektedir. Sürekli dönüşüm içerisinde olan kent olgusu sanat, mimari, siyaset ve sosyoloji gibi birçok disiplinin ilgi alanına girmiş ve sanat eserlerinde sıkça yer almıştır. Özellikle Sanayi Devrimi sonrası ele alındığında kent içerisindeki eşitsizliğin yansıdığı belli işler karşımıza çıkmaktadır. Büyük kent hayatının telaşıyla sıkışıklığı belli sanatçıların işlerinde kendini göstermektedir. Kent kavramını işleyen Kazimir Maleviç, Carl Grossberg, Gordon Matta-Clark, Neşet Günal, Murat Germen gibi sanatçıların eserleri incelenirken, kapitalizm, işçi sınıfı ve üretim tarzı konularıyla bağlantılı olarak ilerlemektedir. Bu tezin amacı çarpık kentleşme ile sınıf ayrımının görsel olarak en çok karşımıza çıkan kentin, farklı disiplinlerdeki sanatçıların çalışmalarına nasıl yansıdığını göstermektir. Aynı zamanda bu sanatsal çalışmaların Marksist felsefe bağlamında, sınıf ayrımı içerisinde ele alınması amaçlanmaktadır. Tez içerisinde bulunan sanatsal çalışmalarda hedef alınan temel yaklaşım kent içerisinde sınıf çatışmasının gösterilmesi ve işçi sınıfının yaşadığı şartların vurgulanması olmuştur. Sanayi Devrimi sonrası işçilerin kentlere göç etmek durumunda kalmasıyla oluşan gecekondulaşma ardından gelen kentsel dönüşümle yığılan bina formları ve soylulaştırmayla şehir merkezlerinden itilen işçi sınıfı incelenmiştir.