The impact of identity on Syria's regional policy between 1946?2000


Tezin Türü: Yüksek Lisans

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2010

Tezin Dili: İngilizce

Öğrenci: OYTUN ORHAN

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): EMEL GÜLDEN OKTAY

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu çalışmanın temel amacı Suriye ulusal kimliğinin, kültürel etkenlerin ve karar alıcılarının kimliklerinin Suriye dış politikası üzerindeki etkilerini incelemektir. 1990'lı yıllarla beraber uluslararası ilişkiler alanında ulusal kimlik ile dış politika arasındaki bağlantıyı inceleyen çalışmalar önem kazanmıştır. Ulusal kimliğin ve kimlikle ilgili diğer faktörlerin devletlerin dış politikaları üzerindeki etkilerini inceleyen yaklaşım ?inşacılık? olarak adlandırılmaktadır ve tezin teorik çerçevesini oluşturmaktadır. Tez çalışmasında Suriye'nin 1946?2000 yılları arasında dış politikasının belirlenmesinde etkili olduğu düşünülen unsurlardan ilk olarak Pan-Arabizm, ikinci olarak Pan-Suriyecilik kavramları incelenmiştir. Örnek olaylar olarak Mısır ile Suriye arasında Birleşik Arap Cumhuriyeti'nin kuruluşu (1958-1961) ve Suriye'nin komşuları ile ilişkileri ele alınmıştır.Suriye dış politikasında etkili olduğu düşünülen faktörlerden devlet yapısı, Suriye'deki liderlik ve meşruiyet üçüncü bir kategori olarak ele alınmıştır. Bu kategori ile ilgili olan örnek olay çalışmasında ise İran-Irak savaşı sırasında İran ile ittifak içine girilmesi, Körfez Savaşı sırasında Koalisyon Güçlerine kumanda eden Amerika Birleşik Devletleri'nin desteklenmesi ve 1990'lı yıllarda İsrail ile Barış Sürecine girilmesi ele alınmıştır.Çalışma, uluslararası İlişkiler disiplininde neo-realist (yeni-gerçekçi) görüşün savunduğu gibi bir devletin ulusal çıkarlarının belirli ve sabit olmadığını, bunların çeşitli faktörlerden ve süreçlerden etkilenerek zaman içinde değişebileceğini, dolayısıyla dış politikanın analiz edilmesinde ve karar alma sürecinin anlaşılmasında inşacı yaklaşımın daha faydalı olacağını Suriye örneğinden yola çıkarak savunmaktadır.