İstanbul'da Kadınlar ve Milletler: Uzun 19. Yüzyılda Batılı Seyahatnamelerde Şarkiyatçı İmgelem
Tezin Türü: Doktora
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, SİYASET BİLİMİ VE KAMU YÖNETİMİ ANABİLİM DALI, Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2026
Tezin Dili: Türkçe
Öğrenci: HÜLYA KAŞIKCI
Danışman: Metin Yüksel
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Bu tezin amacı, uzun 19. yüzyılda Osmanlı başkenti İstanbul'a gelen seyyahların yazdığı Fransızca seyahatnamelerdeki Şark algısına ve seyyahların Şark tahayyülüne ışık tutmaktır. Seyahatnamelerde toplumsal olana odaklanan bu tez, seyyahların İstanbul'da Şark'a, kadınlara ve milletlere dair söylemlerini dört bölümde incelemektedir. Kadınlar ve milletler, Osmanlı İmparatorluğu'nun 19. yüzyılında dönüşümün odağında olan iki esasî unsurdur. Bununla birlikte, seyyahların kadınlara ve milletlere bakışı Şark tahayyüllerini görünür kılmakta elverişli bir zemin sunmaktadır. Yekpare bir Şarkiyatçılıktan söz edilemeyeceği savını doğrulayan tezde seyyahın kimliğindeki farklılıklar, zamansal farklılıklar ve "burası" ile "orası" arasındaki ilişkiler gibi çok yönlü faktörlerin Şarkiyatçılığı heterojenleştirdiğine dikkat çekilmektedir. Osmanlı toplumunda yaşayan Ermeniler, Rumlar ve Türklere dair algıları üzerinden yapılan karşılaştırmada Batılı erkek seyyahların kendilerine en yakın olarak Ermeni erkekleri, en uzak olarak da Türk erkekleri gördüğü gözlemlenmiştir. Cinsiyet söz konusu olduğunda ise Oryantalizmin çelişkisi de görünür olmaktadır. Osmanlı toplumunda Ermeni kadınlarla Türk kadınların yaşam şekillerindeki benzerliklere rağmen din, önemli bir belirleyen olmakta ve seyyahlar yalnızca "sahte"likle imledikleri İslam dini tarafından baskı altında gördükleri Müslüman kadınları "kurtarma misyonu" ile hareket etmektedir. Mevcut literatür, "Beyaz Adam'ın yükü" olarak Batı'ya atfedilen ve Doğu'yu "uygarlaştırma" ve "kurtarma" misyonlarındaki değişim isteğine odaklanmaktadır. Çoğu zaman Beyaz Adam'ın Doğu için "değişim istemez" olduğu hususu görülmemektedir. Batı'nın edindiği misyonlara eğilmek gerekliliğine işaret eden bu çalışmanın mevcut literatüre özgün katkısı "değişim istemezlik" hususuna dikkat çekmesinde yatmaktadır. Bu çerçevede, bu çalışma, Batı'nın kendisine biçtiği misyonlarla yaşadığı hayal kırıklıkları arasındaki çelişkileri görünür kılmaktadır.