Bronkoskopi yöntemi ile havayolu anomalisi tespit edilen hastaların klinik semptom ve radyolojik bulgularının incelenmesi


Tezin Türü: Tıpta Uzmanlık

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Tıp Fakültesi (Türkçe), Dahili Tıp Bilimleri Bölümü, Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2024

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: CEM KURTOĞLU

Danışman: Nagehan Emiralioğlu Ordukaya

Özet:

Kurtoğlu, C., Bronkoskopi Yöntemi ile Havayolu Anomalisi Tespit Edilen Hastaların Klinik Semptom ve Radyolojik Bulgularının İncelenmesi, Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi, Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanlık Tezi, Ankara, 2024. Trakeobronşiyal anomaliler pediatrik yaş grubunda solunum fonksiyonlarını etkileyen ve pediatrik göğüs hastalıkları kliniğinde sıklıkla karşılaşılan önemli sağlık sorunlarıdır. Günümüzde trakeobronşiyal anomalilerinin gösterilmesinde kabul görmüş en yaygın kullanılan yöntem fleksibl fiberoptik bronkoskopidir. Bu kesitsel çalışmada Hacettepe Üniversitesi İhsan Doğramacı Çocuk Hastanesi Çocuk Göğüs Hastalıkları Bilim Dalında 1 Ocak 2015 ile 1 Ocak 2023 tarihleri arasında izlenen, 0-18 yaş arası çocuklardaki toplam 842 fleksibl fiberoptik bronkoskopi uygulaması incelenmiştir. 842 fleksibl fiberoptik bronkoskopi uygulamasından bronkoskopi bulgusu saptanan ve bronkoskopi öncesi son 1 yılda toraks bilgisayarlı tomografi görüntülemesi bulunan 387 hasta çalışmaya dahil edilmiştir. Hastalar demografik ve klinik özellikleri, başvuru şikayetleri ve bronkoskopi bulgularının radyolojik bulgularına göre karşılaştırılması ve bronkoalveolar lavaj makroskopisi ve sitoloji özellikleri yönünden incelenmiştir. Hastaların ortalama fleksibl bronkoskopi yapılma yaşı 7,72±5,35 yıl bulunmuştur. Hastaların %54,8'inin erkek, %45,2'sinin kız cinsiyette olduğu görülmüştür. Hastaların en sık karşılaşılan başvuru şikayetinin (%38) ve fleksibl bronkoskopinin en sık yapılma endikasyonunun (%30) tekrarlayan akciğer enfeksiyonları olduğu saptanmıştır. Tekrarlayan akciğer enfeksiyonları sonrası sık karşılaşılan başvuru şikayetleri veya bulguları kronik öksürük (%33,9) ve hırıltılı solunum (%10,1) olmuştur. Çalışma grubumuzda bronkoskopik olarak en sık saptanan makroskopik patoloji pürülan sekresyon (%52,2) olmuştur. Bronkomalazi (%24,5) ve trakeomalazi (%23,5) bronkoskopik olarak en sık tespit edilen havayolu anomalileri olurken, sol ana bronş (%12,1) bronkomalazinin en sık görüldüğü bronş olmuştur. Hastaların fleksibl bronkoskopi öncesi toraks bilgisayarlı tomografi incelemelerinde en sık saptanan radyolojik bulgunun subsegmental veya lineer atelektazi (sol akciğerde %53,0, sağ akciğerde %48,1) olduğu tespit edilmiştir. Bronkoskopide bronkomalazi saptanan hastalarda, radyolojik olarak da bronşiyal darlıklara (sağ ana bronş %9,5, sol ana bronş %20) daha sık rastlanıldığı görülmüştür (p=0,003, p<0,001). Ayrıca bu hastalarda sağ orta lob, sağ alt lob ve sol alt lobda bronşektazi (sırasıyla %7,7, %7,7, %15,8), (p<0,001, p=0,001, p=0,017), peribronşiyal kalınlaşma (%32,6, p=0,024) ve mukus tıkaçları (%9,5, p=0,026) daha düşük oranda görülmüştür. Toraks bilgisayarlı tomografinin, bronkomalazi tanısında duyarlılığı %26,30, özgüllüğü %95,90; trakeomalazi tanısında duyarlılığı %26,40, özgüllüğü %97,60 olarak bulunmuştur. Sonuç olarak tekrarlayan akciğer enfeksiyonları, kronik öksürük, hırıltı gibi klinik şikayetleri veya tedaviye dirençli atelektazi, infiltrasyon gibi radyolojik bulguları bulunan hastalarda başta havayolu malazileri olmak üzere tüm trakeobronşiyal anomaliler akılda tutulmalıdır. Bu şikayet ve bulguları bulunan hastalarda trakeobronşiyal anomalilerden şüphelenildiğinde ileri radyolojik inceleme ve fleksibl bronkoskopi uygulamaları gündeme gelmelidir.