Canlı-merkezcilik insan-merkezcilik ikileminde biyoetiği yeniden düşünmek


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Felsefe A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2017

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: HALUK AŞAR

Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): HARUN TEPE

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Meslek etiklerinin sayısının sürekli artması ve etikten çok sık söz edilmeye başlanması, etiğin moda olmasına, içinde bulunduğumuz yüzyılın İoanna Kuçuradi tarafından etik yüzyılı nitelendirilmesine yol açmıştır. Etiğin bu kadar rağbet görmesi, uygulamalı ya da meslek etiklerinin sayısının giderek artması ve etiğin moda haline gelmesi etiğe duyulan ihtiyacın gittikçe artmasının bir sonucudur. Etik sorunlardaki artış, yeni kimi etik sorunların da ortaya çıkması ve geleneksel etik görüşlerin bu sorunlarla baş etmede yetersiz kalması, günümüzde yeni bir etik anlayışa, köklü bir değişime olan ihtiyacı arttırmaktadır. Bu ihtiyacın ortaya çıkmasının en büyük sebepleri arasında dünya nüfusunun hızlı artışı, bilimsel ve teknolojik gelişmelerin hızlanması ve bunların kontrolsüz bir şekilde uygulanması, sistemin hem bireyi bir meta haline getirmesi hem de doğayı yok etmeye dayanan üretme/tüketme arzusu sayılabilir. Biyoetiğin ortaya çıkışını da tüm bu gelişmelere bağlamak mümkündür. Ancak bu tezin temel amacı, biyoetiğin nasıl ortaya çıktığını incelemek değildir. Tezin çerçevesinin gerektirdiği kadar bu da yapılmakla birlikte esas olarak biyoetiği iki bakımdan eleştirmektir. İlk olarak "biyoetik" teriminin ilk ortaya çıktığında kullanıldığı anlam ile şu anda kullanıldığı anlam arasındaki farka dikkat çekilmiştir. Bu bağlamda biyoetiğin yeni bir etik ihtiyaca karşılık olarak ortaya çıktığı, ancak daha sonra giderek bir meslek etiği haline geldiğine değinilmiştir. İkinci olarak bir uygulamalı etiğe indirgenen biyoetik ilkelerin insan-merkezci etik ilkelere dayanmasının sakıncaları ve bunun yol açtığı sonuçlar üzerinde durulmuştur. Bu bağlamda biyoetiğin doğası gereği canlı-merkezci (biyosentrik) olması beklenirken, insan-merkezci (antroposentrik) bir bilgi alanı olmasının yol açtığı sorunlar ortaya konulmuştur. Son olarak esasen insan-merkezci olan ve insan duyarlılığının sonucu olan etiğin tüm canlıları etik özneler olarak gördüğünde, yüz yüze geldiği canlı-merkezcilik-insan-merkezcilik ikilemini nasıl aşabileceğini göstermek, bu tezin öncelikli hedefi olmuştur. Anahtar Sözcükler Etik, Geleneksel Etik, İnsan-Merkezcilik, İnsan-Hakları, Biyoetik, Canlı-Merkezcilik