The European Union and "Asylum shopping": A comparative analysis
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Uluslararası İlişkiler A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2019
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: VİLDAN TAŞTEMEL
Danışman: Mine Pinar Gözen Ercan
Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu
Özet:Tarih boyunca insanlar, çeşitli sebeplerle bireysel olarak veya gruplar halinde bir yerden bir yere göç etmiştir ve bu nedenle göç, her zaman yerde görülebilen yaygın bir olgu olmuştur. Göç eden gruplar arasında zulüm korkusu, çatışma ve şiddet gibi sebeplerle yerlerinden edilen insanlar olarak tanımlanan mülteciler, mültecilerin korunmasının kendine has dinamikleri olan çok yönlü bir konu olması nedeniyle özel bir yere sahiptirler. Avrupa ve özellikle Avrupa Birliği (AB) tarihinde birçok kez kitlesel göç hareketleriyle karşılaşmıştır. Ancak 2011 yılında Orta Doğu ve Kuzey Afrika ülkelerini etkisi altına alan çalkantılarla başlayıp 2015 yılında zirveye ulaşan ve halen devam etmekte olan mülteci koruma krizi, AB için benzeri görülmemiş bir insani krize dönüşmüştür. AB, topraklarına ulaşan sığınmacıların korunma ihtiyaçlarına Avrupa Ortak Sığınma Sistemi (AOSS) çerçevesinde yanıt vermeye çalışsa da bu krizi yönetmeyi başaramamıştır. Bunun sonucunda ise AOSS'nin temel eksiklikleri ortaya çıkmıştır. Bu bağlamda bu tezin amacı, sığınma ve göç alanlarında AB için ciddi bir sorun teşkil eden mükerrer iltica talepleri sorununun incelenmesi ve son dönemde yaşanan mülteci koruma krizi odağında bu sorunun boyutu ve sebeplerinin belirlenmesidir. Bu amaçla dört AB Üye Ülkesi—Yunanistan, Almanya, Macaristan ve İsveç—örnek ülkeler olarak seçilmiş ve sığınma alanındaki politika ve uygulamaları karşılaştırmalı olarak analiz edilmiştir. Bu analizden yola çıkarak bu çalışmada AB Üye Ülkelerinin sığınma politika ve uygulamaları arasında ciddi farklılıklar olduğu ve AB'nin tam uyumlaştırma konusundaki başarısızlığı nedeniyle mükerrer iltica talepleri sorununun son yıllarda yaşanan mülteci koruma krizi esnasında da devam ettiği sonucuna varılmıştır.