The question of fragmentation in E.M.Forster's The Longest Journey and Howards End
Tezin Türü: Yüksek Lisans
Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, İngiliz Dili ve Edebiyatı A.B.D., Türkiye
Tezin Onay Tarihi: 2010
Tezin Dili: İngilizce
Öğrenci: İPEK ÇAPAZ
Asıl Danışman (Eş Danışmanlı Tezler İçin): AYTÜL ÖZÜM
Özet:Avrupa tarihinde, yirminci yüzyılın ilk yılları bilim, teknoloji, felsefe ve sanat gibi, hayatın tüm alanlarında büyük değişimlerin yaşandığı bir dönem olmuştur. Bu değişimler İngiltere'de de bireylerin yaşamları üzerinde çok büyük etkiler yaratmıştır. Endüstri Devrimi'nin sonucu olarak makinelerin günlük yaşama girişi on dokuzuncu yüzyılın sonlarında başlamıştır; ancak, makinenin, özellikle arabanın, tüm zararlı etkileriyle doğada ve insan yaşamında belirgin hale gelmesi yirminci yüzyıl başlarına rastlar. Ayrıca, evrim, görelilik ve kuantum kuramları gibi bilimsel gelişmeler bireylerin dünya görüşünde büyük değişimlere neden olmuştur. Bu değişimin sebebi, önceleri tanrısal bir düzende işlediği düşünülen evrende insanoğlunun eşsiz konumunun sarsılmasıdır.Geçmiş dönemlerin huzur ve güvenliğinin yerini, modern dünyanın hızına yetişmek için sürekli bir çabanın getirdiği huzursuzluk ve hem sosyal hem de bireysel alanda korku ve kaygı almıştır. Önceki yıllardaki ilerlemeye olan inanç artık geçerli değildir. Ayrıca, endüstrileşmeye bağlı olarak şehirler her sınıftan insanın karşılaşma yeri olmuştur; bazen çatışmalara da yol açan bir sınıflar arası etkileşim kaçınılmaz hale gelmiştir. Bu yüzden, insan ilişkileri sosyal değişimlere paralel olarak farklı bir boyut kazanmıştır.E. M. Forster (1879- 1970) romanlarında yukarıda sözü edilen şartlar altındaki modern toplum ve bireyin durumunu anlatmıştır. Forster özellikle The Longest Journey (1907) (En Uzun Yolculuk) ve Howards End (1910) (Howards End) romanlarında, bireyin modern dünyanın hızlı değişimi karşısındaki yaşam mücadelesini sunarken, toplum ve bireyin parçalanmışlığı konusundaki endişelerini yansıtmıştır.Bu çalışmanın amacı, sosyal, felsefi ve bilimsel değişimlerin yansımalarını Forster'ın The Longest Journey ve Howards End romanlarında sınıf, aile ve bireyin parçalanmışlığı sorunu çerçevesinde ele almaktır. Forster'ın toplumsal ve bireysel parçalanmışlığa karşı duygusal ve toplumsal istikrar arayışının ve çözüm olarak insan ilişkilerine yaptığı vurgunun altı çizilmiştir. Forster'ın romanlarında, toplumu ve benliği bütünleştirmede insan ilişkilerinin gücünü göstermek için, karakterlerin parçalanmışlığın üstesinden gelme yolları örneklenmiş ve ana karakterlerin tutumları ve romanların farklı sonları karşılaştırılmıştır.