Görünür ve görünmez engeli olan kadınların sağlamcılık deneyimleri: Karma yöntem sosyal hizmet araştırması


Tezin Türü: Doktora

Tezin Yürütüldüğü Kurum: Hacettepe Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, Sosyal Hizmet A.B.D., Türkiye

Tezin Onay Tarihi: 2026

Tezin Dili: Türkçe

Öğrenci: İREM ARSLANTATAR

Danışman: Reyhan Atasü Topcuoğlu

Açık Arşiv Koleksiyonu: AVESİS Açık Erişim Koleksiyonu

Özet:

Bu doktora tezi, engellilik olgusunun toplumsal inşasını kadın kimliğiyle kesiştiği noktalarda eleştirel biçimde ele almakta, görünür ve görünmez engelleri olan kadınların yaşamlarında deneyimledikleri sağlamcılığın çok katmanlı doğasını kesişimsellik yaklaşımı temelinde çözümlemeyi amaçlamaktadır. Engellilik bu çalışmada yalnızca bireysel ya da tıbbi bir farklılık olarak değil; toplumsal cinsiyet, sınıf, sağlık durumu, beden normları, görünürlük rejimleri ve kurumsal iktidar yapılarıyla kesişen çok boyutlu bir sosyal eşitsizlik alanı olarak ele alınmıştır. Bu kuramsal konumlanma, engelliliği bireysel uyum sorunu olarak ele alan hâkim yaklaşımların ötesine geçerek, sağlamcılığı toplumsal olarak üretilen ve yeniden üretilen bir iktidar ilişkisi biçimi olarak tartışmayı hedeflemektedir. Tez, sosyal hizmet disiplininde baskın olan birey merkezli müdahale pratiklerinin, engelli kadınların kesişen ayrımcılık deneyimlerini kavramakta ve dönüştürmekte sınırlı kaldığını ortaya koymaktadır. Kesişimsellik yaklaşımı ise bu çalışmada yalnızca bir analitik çerçeve olarak değil; sosyal hizmetin bilgi üretimi, etik yönelimi ve uygulama pratikleri açısından yeniden yapılanmasını gerekli kılan epistemolojik ve politik bir duruş olarak konumlandırılmaktadır. Araştırma, Türkiye bağlamında eş zamanlı karma yöntem deseni kullanılarak yürütülmüştür. Nicel aşamada, 150 kadın katılımcıya Vücut Algısı Ölçeği, Yaşam Doyumu Ölçeği ve Stresle Başa Çıkma Tarzları Ölçeği uygulanarak psikososyal iyi oluş göstergelerine ilişkin veriler toplanmıştır. Nitel aşamada ise 11'i görünür, 11'i görünmez engeli olan toplam 22 kadınla yüz yüze gerçekleştirilen derinlemesine görüşmeler yoluyla engellilik deneyimlerinin gündelik yaşam, söylemsel yapı ve kurumsal düzenlemeler düzeyinde nasıl şekillendiğine ilişkin veriler elde edilmiştir. Karma yöntem tercihinin temel gerekçesi, engelli kadınların deneyimlerinin yalnızca ölçülebilir göstergelerle değil, bu göstergeleri anlamlandıran yapısal ve kültürel bağlamlarla birlikte ele alınması gerekliliğidir. Nicel ve nitel veriler paralel biçimde analiz edilmiş ve bütünleştirilerek çok boyutlu bir değerlendirme zemini oluşturulmuştur. Nitel bulgular altı tematik başlık altında toplanmıştır: (1) Engelliliğin Günlük Yaşamdaki Fiziksel ve Psikolojik Etkileri: Zorlu Yaşam Deneyimlerinin Kabulü, (2) Sosyal Destek Mekanizmalarının Psikososyal Etkileri, (3) Toplumsal Yargılar ve Önyargılarla Mücadele, (4) Sosyal ve Politik Faktörlerin Erişilebilirlikte Oluşturduğu Engeller, (5) "Daha Engelli Olmak": Toplumsal Cinsiyetin Olumsuz Yansımaları, (6) Engelli Kadınların Sağlık İhtiyaçları. Bulgular, sağlamcılığın yalnızca bireyler arası önyargılarla sınırlı olmadığını; sosyal politikalar, mesleki hizmet süreçleri, mekânsal düzenlemeler ve bilgi üretim pratikleri aracılığıyla kurumsallaşmış bir eşitsizlik rejimi olarak işlediğini ortaya koymaktadır. Görünür engelli kadınların karar verme kapasitelerinin ve yetişkin öznelliklerinin sıklıkla yok sayıldığı, infantilize edilerek edilgenleştirildikleri; görünmez engelli kadınların ise engelliliklerinin tanınmaması nedeniyle sürekli bir kanıtlama baskısı ve meşruiyet mücadelesi içinde var olmaya zorlandıkları belirlenmiştir. Her iki grubun da toplumsal normlara uymayan bedenleri nedeniyle kadınlıklarının, öznelliklerinin ve yurttaşlık haklarının sınırlandırıldığı görülmüştür. Araştırma bulguları, engelli kadınların maruz kaldıkları ayrımcılığın yalnızca "kadın" ya da "engelli" olmaktan değil; bu kimliklerin belirli toplumsal, kurumsal ve söylemsel bağlamlarda kesişmesinden kaynaklandığını ortaya koymaktadır. Bu yönüyle engellilik, çalışmada sabit bir kimlik kategorisi olarak değil; toplumsal cinsiyet, görünürlük, sınıf ve bilgi rejimleriyle kesişen dinamik bir konumlanma biçimi olarak ele alınmıştır. Sonuç olarak bu tez, sosyal hizmet disiplininin engellilik alanında yalnızca bireysel işlevselliği önceleyen müdahale kalıplarını değil, aynı zamanda engellilik bilgisini üreten normatif ve sağlamcı yapıları da eleştirel biçimde sorgulaması gerektiğini göstermektedir. Kesişimsellik temelli bir adalet anlayışının sosyal hizmetin bilgi üretimi, hizmet tasarımı ve politika geliştirme süreçlerinin merkezine yerleştirilmesi gerektiği vurgulanmakta; engelli kadınların özne olarak tanınmasını, temsil edilmesini ve güçlenme kapasitelerinin görünür kılınmasını önceleyen bütünlüklü bir dönüşüm çağrısı yapılmaktadır. Bu çalışma, engellilik temelli sosyal hizmet politikalarının yeniden düşünülmesine ve kesişimsel adalet perspektifinin disiplinin kuramsal ve uygulamalı altyapısına yerleşmesine özgün bir katkı sunmayı amaçlamaktadır.