Modernization and Bergsonism in Turkish Political Thought: Anti or Alternative?


Livan H. F.

Ankara Üniversitesi SBF Dergisi, vol.75, no.4, pp.1443-1467, 2020 (Peer-Reviewed Journal)

  • Publication Type: Article / Article
  • Volume: 75 Issue: 4
  • Publication Date: 2020
  • Doi Number: 10.33630/ausbf.749951
  • Journal Name: Ankara Üniversitesi SBF Dergisi
  • Journal Indexes: Index Islamicus, MLA - Modern Language Association Database, TR DİZİN (ULAKBİM)
  • Page Numbers: pp.1443-1467

Abstract

Since it poses objections to Positivism, which is the dominant paradigm of modernism, and to the idea of progress and the Enlightenment, both of which glorify the reason, Bergson’s philosophy is highly influential in the context of modernism and modernization. He offers a philosophy that refrains from excluding the metaphysics, emphasizes the becoming-instead of being-, and defends the evolutionary transformation based on vital impulse (élan vital). Bergsonism evaluates societies and ethical-political systems in a context whereby determinism, mechanism, and intellectualism are highly criticized. Bergsonism has also had considerable influence in Turkish political thought regarding modernism and modernity. While the dominant paradigm of Ottoman-Turkish modernization has positivist, progressive and Enlightened features; Bergsonist circles have taken a different perspective on the modernization process. This has engendered a different interpretation of the War of Independence and the new Republic based on the notions of vital impulse (élan vital) and creative evolution. Where Bergsonism is located in the debate over modernization appears as a controversial point. Although Bergsonism has been discussed within the framework of conservatism up until today, it would be a mistake to treat a philosophical perspective only under the domination of an ideology. In this context, this study ascertains whether Bergsonism should be deemed as anti or alternative to Ottoman-Turkish modernization. 

Bergson felsefesi, modernizm/modernleşme bağlamında oldukça etkilidir. Çünkü bu felsefe, modernizmin hâkim paradigması olan pozitivizme, ilerleme fikrine ve aklın yüceltildiği Aydınlanma’ya itirazlar getirmektedir. Hâkim paradigma yerine metafiziğin dışlanmadığı, yaşamın varlık yerine oluş vasfına vurgu yapan ve yaşam atılımına (élan vital’e) dayalı evrimsel dönüşümü savunan bir felsefe sunmaktadır. Determinizme, mekanizme ve entelektüelizme karşı çıkan Bergsonculuk, toplumları ve etik-politik sistemleri de bu bağlamda değerlendirmektedir. Bergsonculuk, Türk siyasal düşüncesinde de bu argümanlarıyla oldukça önemli etkiler yapmıştır. Osmanlı-Türk modernleşmesinin hâkim paradigması pozitivist, ilerlemeci ve Aydınlanmacı özelliklere sahipken; Bergsoncu çevreler, modernleşme sürecini farklı bir perspektifle ele almıştır. Bu sayede, Millî Mücadele’nin ve Cumhuriyet’in yaşam atılımı (élan vital) ve yaratıcı tekâmül kavramlarına dayalı, farklı bir yorumu mümkün hâle gelebilmiştir. Ancak, tartışmalı olan husus Bergsonculuk düşüncesinin modernleşmenin neresinde yer aldığı hususudur. Şimdiye kadar Bergsonculuk muhafazakârlık çerçevesinde değerlendirilmiş olsa da, bir felsefeyi yalnızca bir ideolojinin tahakkümünde ele almak hatalı olacaktır. Bu bağlamda çalışma, Bergsonculuk düşüncesinin Osmanlı-Türk modernleşmesinde anti mi yoksa alternatif mi olduğu tartışmasını yürütmektedir.