The concept of privacy has gained new dimensions due to the proliferation of digital technologies, impacting both individual rights and collective values. This study comparatively analyzes the theoretical foundations of privacy from liberal, communitarian, and critical political perspectives. Although the communitarian approach emphasizes a balance between individual rights and common good, it remains susceptible to criticisms related to personal autonomy and economic inequalities. Ultimately, this paper argues that privacy should transcend its traditional notion as negative liberty and instead be redefined as a positive social right, promoting collective welfare and social justice within increasingly digitalized societies.
Mahremiyet kavramı, dijital teknolojilerin yaygınlaşmasıyla hem bireysel hak hem de toplumsal değerler açısından yeni boyutlar kazanmıştır. Bu çalışma, mahremiyetin teorik temellerini liberal, komüniteryan ve eleştirel politik yaklaşımlar çerçevesinde karşılaştırmalı olarak analiz etmektedir. Komüniteryan yaklaşımın “ortak fayda” anlayışı, bireysel haklar ve toplumsal değerler arasında hassas bir denge kurmayı amaçlasa da bu yaklaşım, bireysel özerklik ve ekonomik eşitsizliklerle ilişkili eleştirilere açıktır. Sonuç olarak çalışma mahremiyetin, negatif özgürlük anlayışını aşarak dijitalleşen toplumlarda bireylerin kolektif refahını ve sosyal adaleti gözeten pozitif bir sosyal hak olarak yeniden tanımlanmasını önermektedir.