Determining the changes in the prevalence of consanguineous marriages and resistant Groups in Turkey: Analyses by marriage cohorts from the 2018 Turkish Demographic and Health Survey


KOÇ İ.

Türkiye Halk Sağlığı Dergisi, vol.20, no.3, pp.423-438, 2022 (Peer-Reviewed Journal) identifier

Abstract

Objectives: Consanguineous marriages are accepted as a public health concern due to its negative effect on infant mortality and genetical diseases. During the last 50 years, the frequency of consanguineous marriages has decreased by 11 percent from 27 percent to 24 percent in Turkey that refers its resisting structure. The study using data from TDHS-2018 has three main objectives: (1) To determine the changes in the prevalence of consanguineous marriages over time, (2) To understand the changes in internal structure of consanguineous marriages over time, (3) To determine the resistant groups by examining their socio-economic determinants.Methods: The study considers many characteristics of women in both descriptive and multivariate analyses together with marriage cohorts from period before 1993 up to 2014-2018.Results: The results show that the rate of consanguineous marriage among women married before 1993 is 40 percent, while it decreases to 16 percent, by declining 60 percent, among women married in 2014-2018 period. The inbreeding coefficient has also decreased from 0.018 to 0.006 in the same period. These findings are closely related with decline in percentage of marriages among first cousins from 85 percent to 46 percent during same period.Conclusion: The results of the logistic regression indicate a higher risk of consanguineous marriage among women who are uneducated, not working, Kurdish or Arabic, living in the poor households, spent their childhood period in East region/rural and has parents in consanguineous marriages. Consequently, such women can be defined as resistant groups that contribute higher level of consanguineous marriage in Turkey.
Amaç: Akraba evlilikleri, özellikle bebek ölümlerine ve genetik hastalıklara olan olumsuz etkileri bakımından önemli bir halk sağlığı sorunu olarak görülmektedir. Türkiye’de son 50 yılda akraba evliliklerinin oranının, %27 seviyesinden sadece %11’lik bir azalma ile ancak %24 seviyesine gerilemiş olması akraba evliliklerinin dirençli yapısına işaret etmektedir. TNSA- 2018 sonuçlarının kullanıldığıbu çalışmanın üç temel amacı bulunmaktadır: (1) Akraba evliliği yaygınlığının zaman içindeki değişimini belirlemek, (2) Bu dönemdeki akrabalı yetiştirme katsayısının değişimini ortaya koyarak akraba evliliklerinin iç yapısınında meydana gelen değişimi anlamak, (3) Akraba evliliklerinin sosyodemografik belirleyicilerini ortaya koyarak dirençli sosyo-demografik grupları belirlemek.Yöntem: Çalışmada, 1993 öncesi dönemden başlanarak 2014-2018 dönemine kadar oluşturulan evlilik kuşağı değişkeninin yanı sıra, çalışmanın hem betimsel hem de çok değişkenli analiz bölümlerinde, kadınların birçok özelliği de dikkate alınmaktadır.Bulgular: Çalışmanın sonuçlarına evlilik kuşakları temelinde bakıldığında, 1993 ve öncesinde evlenen kadınlar arasında %40 olan akraba evliliği oranının 2014-2018 döneminde evlenen kadınlar arasında, %60 azalarak, %16’ya gerilediği görülmektedir. Yine bu dönemde, akrabalı yetiştirme katsayısı, 0.018’den 0.006’ya gerilemiştir. Bu durum, Türkiye’de zaman içinde birinci kuzenler arasındakievliliklerin oranının, aynı dönemde, %85’ten %46’ya gerilemiş olmasıyla ilişkilidir.Sonuç: Çalışmada kullanılan lojistik regresyon analizlerinin sonuçları, eğitimsiz kadınların, çalışmayan veya sosyal güvenliği olmadan çalışan kadınların, anadili Kürtçe veya Arapça olan kadınların, yoksul kadınların, ebeveynleri akraba evliliği yapmış olan kadınların, çocukluğunu Doğu’da ve kırsal alanlarda yaşayan kadınların akraba evliliği yapma riskinin daha yüksek olduğunu, dolayısı ile bu grupların akraba evliliği olgusunun dirençli kalmasına katkıda bulunmaya devam ettiği görülmektedir.