SULLA’NIN DICTATORLUK YETKİLERİ VE ROMA CUMHURİYETİ’NDE ANAYASAL DÖNÜŞÜM
Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi, cilt.27, sa.51, ss.783-804, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 27 Sayı: 51
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.21550/sosbilder.1879892
- Dergi Adı: Uludağ Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Bilimler Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.783-804
- Hacettepe Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
Bu makale, Lucius Cornelius Sulla’nın MÖ 82’de legibus scribundis et rei publicae constituendae causa unvanıyla belirsiz süreli ve olağanüstü yetkilerle dictator ilan edilmesinin Roma Cumhuriyeti’nin anayasal düzeni üzerindeki etkilerini incelemektedir. Çalışma, klasik Cumhuriyet dictatorluğunun belirli bir göreve bağlı, geçici ve gelenekle sınırlandırılmış bir makam olduğu kabulünden hareketle, Sulla’nın atanma biçimini, görev süresinin belirli bir zamanla değil görevin tamamlanmasıyla sınırlandırılmasını ve yetkilerinin yasama alanına genişlemesini ele almaktadır. Bu bağlamda Sulla’nın düzenlemeleri, siyasal yetki yoğunlaşmasını sınırlamaya yönelik girişimler olarak değerlendirilmekte; tribunus plebis yetkilerinin daraltılması, promagistratusların denetim altına alınması ve Senato’nun güçlendirilmesi bu sürecin temel unsurları olarak öne çıkmaktadır. Buna karşılık lex Cornelia de proscriptione ile uygulamaya konulan proscriptio, siyasal tasfiye ve müsadere yoluyla anayasal sınırların fiilen aşılmasına neden olmuştur. Çalışma, bu deneyimin olağanüstü yetkilerin sınırları açık biçimde belirlenmediğinde anayasal dengeyi zayıflattığını göstermektedir.
This article examines the impact of Lucius Cornelius Sulla’s appointment as dictator in 82 BCE, with extraordinary and open-ended powers under the title legibus scribundis et rei publicae constituendae causa, on the constitutional order of the Roman Republic. Departing from the traditional understanding of the Republican dictatorship as a temporary office limited by custom and assigned tasks, the study analyzes Sulla’s mode of appointment, the absence of a fixed term, and the expansion of his authority into the legislative sphere. Sulla’s reforms are evaluated as attempts to restrain the concentration of political power, particularly through the restriction of the tribunus plebis, the supervision of promagistratus, and the strengthening of the Senate. In contrast, the proscriptio implemented through the lex Cornelia de proscriptione led to political purges and confiscations that effectively exceeded constitutional limits. The study demonstrates that when the boundaries of extraordinary powers are not clearly defined, constitutional balance is seriously undermined.