Türk Kültüründe Gaybı Anlama Çabaları: Fal Geleneği ve Bir El Falı Örneği Analizi
Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi , cilt.10, sa.2, ss.612-630, 2026 (TRDizin)
- Yayın Türü: Makale / Tam Makale
- Cilt numarası: 10 Sayı: 2
- Basım Tarihi: 2026
- Doi Numarası: 10.34083/akaded.1955181
- Dergi Adı: Akademik Dil ve Edebiyat Dergisi
- Derginin Tarandığı İndeksler: TR DİZİN (ULAKBİM)
- Sayfa Sayıları: ss.612-630
- Hacettepe Üniversitesi Adresli: Evet
Özet
İnsanlık tarihi boyunca bilinmeyene duyulan merak ve belirsizliği kontrol etme arzusu, “kehanet” ve “fal” gibi pratiklerin doğmasına yol açmıştır. Bu pratikler arasında “fal”, Türk kültürü içerisinde büyük bir yaygınlık, çeşitlilik ve derinlik kazanarak günümüze kadar gelmiştir. Bilhassa 15. yüzyıldan itibaren Anadolu’da kaleme alınan fal metinleri; din, edebiyat, tıp, hukuk, folklor, psikoloji, sosyoloji, kriminoloji alanlarına dair bugüne önemli bilgiler taşımaktadır. Bunlardan el falı metinlerinde, avuç içindeki çizgilerden hareketle; kişinin şahsiyeti, sağlık durumu, yetenekleri, güçlü ve zayıf yönleri, geçmişi ve geleceği hakkında yorumlar bulunmaktadır. Bu çalışmanın temel amacı, el falına sadece batıl bir uygulama olarak değil; “kültürel bir metin” olarak da dikkat çekmektir. Araştırmanın temel materyalini, Hz. Alî’ye atfedilmesi bakımından dikkat çekici olan ve İhsân Rahmî tarafından hazırlatılarak 1913-14’te basılan “Bergüzâr-ı Hazret-i ‘Alî” adlı müstakil el falı metni oluşturmaktadır. Çalışmada, disiplinler arası bir yaklaşımla el falının fizyonomi, ilm-i kıyâfet ve ilm-i kef ile olan ilişkisine temas edilmiş, yaklaşık 100 yıl önce yazılan “Bergüzâr-ı Hazret-i ‘Alî” adlı eserin metninin analiziyle el çizgilerinin kişinin şahsiyetinden sağlık durumuna kadar geniş bir sahada çeşitli veriler sunan ve toplumsal kabullere dönüşen sembolik anlamlarına dikkat çekilmiştir. İncelenen eser, Türk kültüründe el falı geleneğinin Türkçe kaleme alınmış müstakil bir örneği, “yazılı bir belgesi” olması bakımından önemlidir.
Throughout human history, the curiosity toward the unknown and the desire to control uncertainty have led to the emergence of practices such as “divination” and “fortune-telling.” Among these practices, “fortune-telling” has gained great prevalence, variety, and depth within Turkish culture and has survived to the present day. Especially since the 15th century, divination texts penned in Anatolia have carried significant information to the present day regarding the fields of religion, literature, medicine, law, folklore, psychology, sociology, and criminology. Among these, palmistry texts contain interpretations regarding an individual's personality, health status, talents, strengths and weaknesses, past, and future, based on the lines in the palm. The primary purpose of this study is to draw attention to palmistry not merely as a superstitious practice, but also as a “cultural text.” The fundamental material of the research consists of the independent palmistry text titled “Bergüzâr-ı Hazret-i ‘Alî”, which is remarkable for being attributed to Hz. Ali and was published in 1913-14, having been prepared by İhsân Rahmî. In the study, with an interdisciplinary approach, the relationship of palmistry with physiognomy, ilm-i kıyafet (science of physiognomy/character reading), and ilm-i kef (palmistry) has been addressed. Through the analysis of the text of the work titled “Bergüzâr-ı Hazret-i ‘Alî”, written approximately 100 years ago, attention has been drawn to the symbolic meanings of hand lines that offer various data in a wide field -ranging from an individual's personality to their health status- and which have transformed into social acceptances. The work examined is important in terms of being an independent example of the palmistry tradition in Turkish culture penned in Turkish, and as a “written document”.