The aim of this study is to examine the relationships between health anxiety, intolerance of uncertainty, rumination, and self-compassion through structural equation modeling (SEM) and latent profile analysis (LPA). The study group consists of 471 participants (296 female and 175 male) between the ages of 18 and 75 who were reached by convenience sampling method. Data were collected using the Health Anxiety Inventory (HAI), the Intolerance of Uncertainty Scale Short Form (IUS), the Ruminative Thought Style Scale (RTS), and the Self-compassion Scale (SCS). SPSS AMOS was used for the SEM analysis and MPLUS for the LPA analysis. The SEM results indicate that intolerance of uncertainty was positively associated with health anxiety and negatively associated with self-compassion, while rumination was negatively associated with self-compassion but not directly associated with health anxiety. The mediating role of self-compassion was significant in the relationship between both intolerance of uncertainty and rumination with health anxiety, highlighting the protective role of self-compassion against anxiety. The LPA revealed two latent profiles within the study group. The first latent profile, labeled “lower health anxiety symptoms and higher self-compassion,” included participants with lower levels of health anxiety, intolerance of uncertainty, and rumination, but higher levels of self-compassion. The second latent profile, “higher health anxiety symptoms and lower self-compassion,” comprised individuals with higher levels of health anxiety, intolerance of uncertainty, and rumination, and lower levels of self-compassion. These findings emphasize the importance of self-compassion and effective cognitive coping strategies in mitigating health anxiety, suggesting targeted interventions to enhance self-compassion and manage cognitive processes could be beneficial.
Çalışmanın amacı, sağlık kaygısı, belirsizliğe tahammülsüzlük, ruminasyon ve öz-şefkat arasındaki ilişkileri yapısal eşitlik modellemesi (YEM) ve örtük profil analizi (LPA) yoluyla incelemektir. Çalışma grubu, uygun örnekleme yöntemiyle ulaşılan 18-75 yaş aralığındaki 471 katılımcıdan oluşmaktadır. Veriler Sağlık Anksiyetesi Envanteri, Belirsizliğe Tahammülsüzlük Ölçeği Kısa Formu, Ruminatif Düşünce Tarzı Ölçeği ve Öz Şefkat Ölçeği kullanılarak toplanmıştır. YEM sonuçları, belirsizliğe tahammülsüzlüğün sağlık kaygısı ile pozitif, öz-şefkat ile negatif ilişkili olduğunu; ruminasyonun ise öz-şefkat ile negatif ilişkili olduğunu ancak sağlık kaygısı ile doğrudan ilişkili olmadığını göstermiştir. Hem belirsizliğe tahammülsüzlük hem de ruminasyon ile sağlık kaygısı arasındaki ilişkide öz-şefkatin aracı rolünün anlamlı olması, öz-şefkatin kaygıya karşı koruyucu rolünü vurgulamaktadır. LPA, çalışma grubu içinde iki örtük profil ortaya çıkarmıştır. “Daha düşük sağlık kaygısı semptomları ve daha yüksek öz-şefkat” olarak etiketlenen ilk örtük profil, daha düşük sağlık kaygısı, belirsizliğe tahammülsüzlük ve ruminasyon seviyelerine sahip, ancak daha yüksek öz-şefkat seviyelerine sahip katılımcıları içermektedir. İkinci örtük profil olan “daha yüksek sağlık kaygısı semptomları ve daha düşük öz-şefkat” ise daha yüksek sağlık kaygısı, belirsizliğe tahammülsüzlük ve ruminasyon düzeylerine ve daha düşük öz-şefkat düzeylerine sahip bireylerden oluşmaktadır. Bulgular, sağlık kaygısının azaltılmasında öz-şefkatin ve etkili bilişsel başa çıkma stratejilerinin önemini vurgulamakta ve öz-şefkati artırmaya ve bilişsel süreçleri yönetmeye yönelik müdahalelerin faydalı olabileceğini düşündürmektedir.