Objective: This study aimed to evaluate the effects of simulated gastric acid exposure on the surface roughness of anterior composite resin, lithium disilicate-reinforced glass ceramic, and feldspathic ceramic materials after polishing. Materials and Methods: Forty-eight specimens were prepared and divided into three groups: anterior composite (G-aenial anterior), lithium disilicate-reinforced glass ceramic (GC Initial LiSi), and feldspathic ceramic (Cerec Block). The specimens were immersed in a simulated gastric acid solution (0.06 mol HCl, pH 1.2) at 37°C for 96 hours. Surface roughness (Ra) was measured using a profilometer before and after acid exposure. Statistical analysis was performed using ANOVA and paired t-tests (p<0.05). Results: Before acid exposure, there was no significant difference in surface roughness among the materials (p>0.05). After acid exposure, feldspathic ceramics exhibited the highest increase in surface roughness (p<0.05), followed by composite resin. Lithium disilicate-reinforced ceramics showed no statistically significant change (p>0.05). Conclusions: Feldspathic ceramics were the most affected by gastric acid exposure, while lithium disilicate-reinforced ceramics demonstrated the highest resistance. These findings emphasize the importance of material selection for patients at risk of gastric acid exposure. Future studies should consider intraoral factors such as salivary buffering and mechanical wear.
Amaç: Bu çalışmanın amacı, polisajlama sonrası anterior kompozit rezin, lityum disilikat ile güçlendirilmiş cam seramiği ve feldspatik seramik materyallerin yüzey pürüzlülüğü üzerine simüle edilmiş mide asidi maruziyetinin etkilerini değerlendirmektir. Gereç ve Yöntem: Kırk sekiz örnek hazırlanarak üç gruba ayrıldı: anterior kompozit (G-aenial anterior), lityum disilikat ile güçlendirilmiş cam seramik (GC Initial LiSi) ve feldspatik seramik (Cerec Block). Örnekler 0.06 mol HCl (pH 1.2) içeren simüle edilmiş mide asidi solüsyonuna 37°C’de 96 saat süreyle daldırıldı. Yüzey pürüzlülüğü (Ra), asit maruziyeti öncesi ve sonrası bir profilometre ile ölçüldü. İstatistiksel analizler ANOVA ve eşleştirilmiş t-testleri ile gerçekleştirildi (p<0.05). Bulgular: Asit maruziyeti öncesinde materyaller arasında yüzey pürüzlülüğü açısından anlamlı bir fark bulunmadı (p>0.05). Asit maruziyeti sonrasında feldspatik seramikler en fazla yüzey pürüzlülüğü artışı gösterdi (p<0.05), ardından kompozit rezin geldi. Lityum disilikat ile güçlendirilmiş seramiklerde ise istatistiksel olarak anlamlı bir değişiklik gözlenmedi (p>0.05). Sonuç: Feldspatik seramikler mide asidi maruziyetinden en fazla etkilenen materyal olurken, lityum disilikat ile güçlendirilmiş seramikler en yüksek direnci göstermiştir. Bu bulgular, mide asidi maruziyeti riski bulunan hastalar için restoratif materyal seçiminde dikkatli olunması gerektiğini vurgulamaktadır. Gelecek çalışmalar, tükürüğün tamponlama kapasitesi ve mekanik aşınma gibi intraoral faktörleri de dikkate almalıdır.